Sorgulamadan Hayatta Kalmaya Çalıştığımız Bir Yılda: ‘Yaşasın Kadın Dayanışması’

Yürüyüş eylemlerinize ilk çıktığınız ana gitmek istiyoruz. Tüm bakışlarla beraber o an neler hissetiniz? Hangi cümleler aklınızdan geçti? Bununla beraber kamusal alana direnişinizi aktardığınız eyleminize başlamadan önce motivasyonlarınız nelerdi?

Yürüyüşlerime ben 2023 yılında başladım. 3 yıldır sokaklarda ve alanlarda eylem yapmayı sürdürüyorum. İnsanların bakışları genelde ilk anda önce şok ile karşıladıkları sonra hemen yargılayıcı biçime dönen bakışlar. O anda ben de her zaman “Evet şu an güçlü bir şey yapıyorum, bir fikir yansıtmaya çalışıyorum ve bunu çoğunluğa karşı yürüyerek yapıyorum.” düşüncesi geçiyor. Dik durmam gerektiğini düşünüyorum ve o an tam anlamıyla “cesur” hissediyorum. Kamusal alanda eylem yapmaya başlamadan önce beni bu eylemi yapmaya iten 15 yaşındayken öğretmenimin tacizine uğradığım bir hikayem var. Kendisi beni eteğimin “kısa” olmasını sebep göstererek bir sürü erkek öğrencinin içinde eteğimi açmaya zorladı. “Bir sürü erkek” öğrenci diye belirtiyorum bunu çünkü bilerek beni onların arasına çekip orada eteğimi açmamı istedi. O an benim için ilk defa “Evet bir kadınım ve tam da bu sebeple vücudumdan utanmamı istiyorlar.” fikriyle ilk defa yüzleştiğim bir andı. Sonrasında ise kendi ülkemde kadınların dışarı çıkarken dahi “rahatsız edilmeyecek şekilde” kendi kıyafetlerini sınırladıklarını gördükçe dedim ki evet biri bu ülkede böyle bir eylem yapmalı. O yüzden bikini giyerek eylem yapmaya başladım ve bunu yapmanın benim için politik bir anlamı var. Toplumun gözüne direkt olarak rahatsız oldukları şeyi sokup bir fikir yansıtıyorsun hem de bir pankartla yapıyorsunuz bunu. “Ben buradayım.” diyorsunuz

Bedeniniz aracılığıyla mekânla ve kamusallıkla kurulan ilişkiyi dönüştüren, gündelik akışı askıya alan ve orada bir kırılma üreten politik adımlarınızın sizin için ortaya çıkış momenti neydi? Hangi boşluklara, hangi susturulmalar ya da görünmezleştirilen deneyimlere yanıt olarak şekillendi?

Sokaktaki insanlar ben bikiniyle dışarıda yürümeye başladığım an şok etkisi geçiriyorlar ilk başta. Yüzlerindeki o şaşırma ve sorgulama halini değerli buluyorum çünkü eve gittiğinde de muhtemelen bunu sorguluyor olacak. İnsanları düşünmeye itmenin yaşadığımız konumda değerli olduğunu düşünüyorum. Mesleğim mankenlik olduğu için zaten dışarıda da catwalk yaparak yürüyordum sadece podyumda değil. Üniversitedeyken bu konuda kırılma yaşadığım çok şey oldu ama. Giyim tarzım ve yürüyüş biçimim onlara “farklı” geldiği için ilk dönemlerde zorbalık yapılıyordu. Bunu umursamadım. Umursamayınca şiddetin boyutunu biraz daha arttı. Bazı kişiler bilerek benim adıma sahte escort hesapları oluşturuyor ve insanlardan para topluyorlardı. Bunu yapanların üniversiteden kişiler olup olmadığını bilmiyorum tabii ki. Kim oldukları bulunamadı çünkü. O dönemde bu konuda çok fazla şikâyette bulundum adli mercilere. Yanımdan geçerken de bana “escort, orospu” gibi söylemlerle slutshaming yapıyorlardı. Toplumumuz bir kadının kendi istediği gibi giyindiğini görünce katmanlı olarak sizi iki yargılamaya sokuyor. Böyle giyiniyorsan ya “escort” sundur ya da “deli”. Kendi isteğinle böyle giyiniyor olamazsın çünkü. Bir şey olmak zorundasın. Ya “escort” ya da “deli”.

Yürüyüşlerinizde sloganlar yok, genellikle düdük sesi ve cesur yürüyüşüyle Melisa Aydınalp karşımızda duruyor. Özellikle de protestonuzu sokaklarda bazen tek başınıza bazen iki kişiyle yapıyorsunuz. Bu tercihleriniz, slogansız ama gürültü yaratan politik atmosferiniz neyi amaçlıyor?

Tek başıma eylem yapma sebeplerimden biri insanların eylem yapmak için veya fikrini belirtmek için 100 kişiyi alana toplayıp örgütlenmelerini beklemelerini istemiyorum. Bu sebeple bakın eylem yapmak için veya fikrinizi belirtmek için 100 kişiyi beklemenize gerek yok tek başınıza da eylem yapabilirsiniz fikrini yansıtmaya çalışıyorum insanlara. Kendi yaptığım eylemlerde ise eylemi bikini giyerek, pankart tutup yürüyerek ve düdük çalarak gerçekleştiriyorum. Eylem alanına çıktığımız an önce düdük çalarak başlıyorum insanların dikkatini toplamak ve tüm dikkati oraya çekmek için. Düdükten sonra ise insanlar hemen ne giydiğine sonrasında ise hemen pankarta odaklanmaya çalışıyorlar. O yüzden etkili olduğunu düşünüyorum. Eylem aynı zamanda sisteme karşı rahatsızlık vermeyi de amaçlar çünkü.

Bu sene “aile yılı” altında nefret siyaseti körüklendi. Özellikle başta translar olmak üzere kadınlar, LGBTİ+lar ve hayvanlar pek çok şiddete maruz kaldı. Aynı zamanda katledilen de translar, kadınlar ve hayvanlar için de mücadelenizi sürdürdüğünü görüyoruz. Bu yılı nasıl deneyimlediniz? Hangi baskılar ve politikalar sizin açınızdan daha görünür?

Kendi eylemlerimi trans arkadaşlarımla yaptığım çok fazla an var. Galata Köprüsü üzerinde yaptığım eylemde yanımda 2. pankartı tutan trans bir arkadaşımdı. Bana sorarsanız translar ve kadınlar birçok mücadeleyi aynı alanda birlikte dayanışarak sürdürüyor. Bunu çok değerli buluyorum. “Aile Yılı” ilan edilmesi sebebiyle bu yıl üzerimizdeki baskının daha çok arttığını görüyorum. Gerek nasıl doğum yapmamız gerektiğiyle ilgili tartışmalar, erkek futbolcuların sahaya “Doğal Olan Normal Doğum” pankartıyla girmesi, yapılan makul kadın tartışmaları, LGBTİ+’lara yönelik gösterilen şiddet ve 11. Yargı Paketi’yle getirilmesi istenen “varoluşa” yönelik cezalar …… Bu sene yasaklarla geçti diyebilirim. Hatta haziran ayında “Doğal Olan Normal Doğum” politikasını protesto eden bir eylem yaptığım için Güvenlik Şube tarafından evim basıldı ve gözaltına alındım. Sonrasında adli kontrol tedbirleri verildi hakkımda ve 1 ay boyunca karakola imza vermek zorunda kaldım ve yurtdışına çıkış yasağı tedbirim vardı. Sonrasında bu davayla ilgilide hakkımda takipsizlik kararı verildi.

Hakkında açılan davalar ve yapılan müdahaleler genellikle ‘hayasızca hareketler’ ve “müstehcenlik” üzerinden şekilleniyor. ‘Hayâ’ kavramının toplumsal cinsiyete göre bu kadar keskin ayrılması, sizin yürüyüşünde nasıl bir anlam kazanıyor? Müstehcenlik sopasına karşı yürüdüğünüz bir eyleminizi hatırlıyoruz burada. Ahlak ve müstehcenliğe karşı direnişinizin normatif olanı eğip büken yanını konuşmak istiyoruz. Yürüyüşlerinize ek olarak bu durumları daha çok konuşmak, mücadeleyi büyütmek adına neler yapılabilir?

Ben kendi hayatımda da feminen giyinen biriyim. Ülkemizde zaten kıyafetlerle ilgili bir yasa veya yasak yok. “Hayasızca Hareketler” suçu sadece cinsel organınızın gözükmesi veya dışarıda birine cinsel organınızı açıp göstermeniz gibi unsurlardan oluşuyor. Bikini giymek veya benzeri kıyafetler giymek bu suçu oluşturmuyor. Dolayısıyla bugüne kadar hiç ceza almadım. Hakkımda açılan davalar ya takipsizlikle sonuçlanıyor ya da davayı kazanıyorum. Davayı kazandıktan sonra da devlete maddi ve manevi tazminat davası açıyorum. Bu davaları zaten genelde sizi yormak ve size zaman kaybettirmek adına açıyorlar kanımca. Bir nevi mobbing yani. Kendi eylemlerimde toksik ahlakçılığa (yani insanları yargılayan, ahlakçılık taslayarak sizi aşağılayan bir kısımdan bahsediyorum.) karşı bir isyan olarak çok fazla pankart ve döviz kullanıyorum. Buna ek olarak bence toksik ahlakçılık anlayışını değiştirmek için pratikte yani güncel hayatta çok daha fazla aktivizm yapılması ve performans sergilenmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar birebir gördükleri şeyleri unutmazlar çünkü.

Bu sene 8 Mart’a giderken kadınlar ve LGBTİ+lara neler söylemek istersiniz?

Her gün birimizin ölüm haberiyle uyanıyoruz güne. Her birimiz her gün yakınını kontrol ediyor başına bir şey geldi mi acaba veya öldü mü diye. Maalesef bu bizim güncel pratiğimize dönüştü. Sorgulamadan, otomatik olarak yapıyoruz bunu. Hayatta kalmaya çalışıyoruz. Sistemin bize hediye olarak bıraktığı şey bu çünkü. Bunların hepsi de bizde ağır stres ve travma olarak kalıyor. Bu yadsınamaz bir gerçek. LGBTİ+’lara ve kadınlara söylemek istediğim şey ise şu: Nerede oluyor olsak da veya ne kadar uzakta olup birbirimizi hiç tanımıyor olsak da acılarımız ortak bu sebeple umarım bu sene hem sokaklarda hem de eylem alanlarında sesimize ses katıp direnişimizin dahada güçlendiği bir yıla gireriz.

Son olarak hayallerinizi ve umudunuzu konuşmak istiyoruz. Melisa Aydınalp nasıl bir gelecek tahayyül ediyor? Geleceğe, aktivist kişiliğinize dair neleri umut ediyorsunuz?

Aktivistliğe devam edeceğim. Bu benim yaşam biçimim haline geldi zaten. Eylemlerimi sadece Türkiye’de değil aynı zamanda yurtdışına da taşımak istiyorum. Yurtdışında da bu ülkede yaşayan kadınların sorunlarını dile getirmek istiyorum. İnsanların bundan haberdar olması önemli bir şey bence. Aynı zamanda gündelik hayatımı yaşayamayacak kadar haksız gözaltına alınmalarımın bitmesini istiyorum. Yaşasın Enternasyonel Kadın Dayanışması diyerek sözlerimi bitiriyorum.

Bizimle söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. İyi ki varsınız💜🌈

  • Asosyoloji Dergi

    Önerilen Yazılar

    19 Mart’ın Ardından: Deneyimler, Tepkiler ve İhtimaller

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi, ardından gözaltına alınıp tutuklanmasıyla başlayan 19 Mart sürecinin, kısa sürede ülke genelinde farklı toplumsal kesimleri etkileyen geniş bir siyasal gündeme dönüştü.…

    devamını oku
    In a Year When We’ve Been Struggling to Survive Without Questioning: Long Live Women’s Solidarity

    We’dlike to go back to the very moment you first took to the streets. What did you feel in that moment, with all those eyes on you? What thoughts crossed your mind? Also, what motivated you before you began the protest where you expressed your resistance in the public sphere?  I started my protests in 2023. I’ve been holding demonstrations in the streets and public spaces for three years now. People’s reactions are usually one of shock at first, quickly turning into judgmental stares. In that moment, I always think, “Yes, I’m doing something powerful right now; I’m trying to express an idea, and I’m doing it by marching against the majority.”  I feel I need to stand up straight, and in that moment, I truly feel “brave.” Before I started taking action in public spaces, there was an incident when I was 15—I was sexually harassed by a teacher. He used the excuse that my skirt was “too short” and forced me to lift my skirt in front of a group of male students.  I specify “a bunch of male” students because he deliberately pulled me into their midst and demanded I lift my skirt there. That moment was the first time I confronted the thought, “Yes, I am a woman, and that is exactly why they want me to feel ashamed of my body.” Later, as I saw women in my own country restricting their clothing even when going out “so as not to be harassed,” I thought, yes, someone in this country must take such an action. That’s why I started protesting in a bikini, and doing so holds political significance for me. You’re shoving what bothers society right into their faces to convey an idea—and you’re doing it with a banner. “I am here,” you say …

    devamını oku