Meydanların Kaydı, Kamusal Sanat ve Eylem Repertuarları: Can Memiş ile ACT/ART Üzerine

Kamusal alanların ve meydanların güngeçtikçe daraldığı, toplanma özgürlüğünün baskı altına alındığı bir dönemde, meydanların ve kamusal hafızanın kaydını tutmak hayati bir arşiv çalışmasına dönüşüyor. ACT/ART bu noktada kıymetli bir arşiv çalışması olarak olarak öne çıkıyor.

Can Memiş ile ACT/ART’ın ortaya çıkış hikayesini, kamusal sanat ile toplanma özgürlüğü arasındaki ilişkiyi, yürütülen atölye/yürüyüş programlarını ve projenin gelecek ufku ile beklentilerini konuştuk.

1-Kamusal alanların ve meydanların güngeçtikçe daraldığı, toplanma özgürlüğünün baskı altına alındığı bir dönemde, meydanların ve kamusal hafızanın kaydını tutmak çok önemli bir noktada duruyor. ACT/ART bu noktada kıymetli bir arşiv çalışması olarak öne çıkıyor.
Söyleşimize buradan başlamak isterim: ACT/ART fikri tam olarak nasıl şekillendi? Bu girişim hangi ihtiyaç ve arayışların sonucunda ortaya çıktı?


ACT/ART; özellikle son 4 yıllarda üzerine düşündüğüm, birtakım hibelere de başvurduğum ama olumlu bir dönüş alamadığım, sanat, hafıza ve aktivizmler arasında dolanan bir proje fikrine dayanıyor. Geçtiğimiz yıl Hafıza Merkezi’nin Meydan Projesi’nin çağrısını gördüm. Toplanma özgürlüğünü konu alan yaratıcı projelerin desteklenmesine dönük bir çağrıydı. Ben de açıkçası proje fikrimi kültür-sanat alanı içindeki toplanmalar etrafında yeniden şekillendirmek istedim. Proje kapsamında; hem kültür aktörlerinin ve sanatçıların toplanmalarına bakmak hem de çeşitli sanatsal pratiklerin meydanla, protestolarla ya da aktivist hareketlerle buluşmalarını incelemek gibi gündemlerimiz var. Sokaklarda ansızın rastlayabildiğimiz performanslara, kamusal sanat etkinliklerine rastlayabilmek güç. Festivaller kamu otoritelerince keyfi olarak engellenebiliyor. Meydanların gösteri ve toplanmalara kapatılması ile eş zamanlı olarak, aslında her türlü kamusal ihtimalin önüne geçen bir güvenlik rejimi ile karşı karşıyayız. ACT/ART; kamusal alanların kime ait olduğunu düşünen, bu alanlarda birikmiş ifade biçimlerine bakan, eylem repertuarları üzerine çalışan bir proje. Yaratıcı, güçlendirici, umut verici sanatsalfaaliyetler, pratikler, kolektif eylemler gündemimizde. Proje’nin Hafıza Merkezi’yle çalıştığımız kısmında, toplanma özgürlüğü odaklı içeriklerimiz mevcut. 10 telifli yazı, 10 video röportaj, 3 kamusal buluşma, web yayınımız bu kısmın temel çıktıları arasında. Ancak ACT/ART; sanat ve aktivizmlerin kesiştiği başka örnekleri de inceliyor. Şunu vurgulamayı önemli buluyorum: Egemenlerin silme ve yok sayma stratejileri karşısında; toplumsal hareketlerin, siyasi mücadelelerin ve aktivist öznelerin arşivleme, bu arşivlerden bilgi, söylem ya da metot çıkarma ve arşivsel materyalleri kuşaklar arası aktarma gibi alışkanlıkları yok. Kayıt teknolojilerinin son 10-15 yılda herkes için erişilebilir hale gelmiş olması, kaydetme alışkanlığını belli bir düzeyde kazandırdı. Ama o kayıtlarla sistematik olarak ne yapacağımız sorusunaverilecek yanıtlar şu an için yetersiz. ACT/ART; bu sorulara yanıt vermek için verilen çabanın ürünü.

 2-Projede kamusal sanatın vurgulanması son derece kritik bir yerde duruyor. Bugün içinde bulunduğumuz toplumsal ve siyasal iklimde; sanat, demokrasi ve toplanma özgürlüğü arasındaki ilişkiyi nasıl ele alabiliriz? Sanat, özgürlük ve eşitlik taleplerini görünür kılmak ya da yeniden tahayyül etmek adına nasıl bir rol üstlenebilir?

2007’de Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nde öğrenim hayatıma başlamıştım. Okuldan çıktıktan sonra, Beyoğlu’nda vakit geçirmek, Cağaloğlu’ndan henüz taşınmamış yayınevlerine gitmek gibi alışkanlıklarım vardı. O yılların Beyoğlu’su epey hareketliydive liseye yeni başlamış bir genç için çok cazipti. İlla her gittiğimde bir etkinliğe, eyleme, protestoya rastlardım. Uzun yıllar bu dinamizmin takipçisi oldum, fotoğraf makinem olunca kayıt altına aldım, zamanla organizasyon süreçlerinin de içerisindeyer aldım. Tabi o yıllarda da sokak aynı zamanda otoriter baskının tecrübe edildiği bir adresti. 1 Mayıslar yasaktı, İMF eylemlerinde ağır bir polis saldırısı olmuştu, 2012 Newrozu’nda Kazlıçeşme’de yaşananları anımsıyorum. Hatip Dicle eylemleri, demokratik çözüm çadırları… Ama öte yandan sokakta gezinirken bir anda bir performansa, canlı bir heykele, sokak müzisyenlerine de rastlayabiliyordunuz. Hatta lisede bir tiyatro kulübümüz vardı. Biz o kulüpteyken sokaklarda gösteriler yapmanın hayalini kuruyorduk. Bu hayal henüz kurulabilen bir hayaldi. TMK mağduru çocuklar için kampanyalar, barış aktivizmi, bütün bunların içinden gelen sanatsal faaliyetler… Nihayetinde bu dinamizmin aktığı yer otoriteleri rahatsız ediyor ve kamusal alanın kullanımı güvenlik politikalarıyla belirleniyor. Bizim zihnimizde halen başka bir sokak tahayyülü var, ama gözünü polis bariyerlerine açmış genç kuşaklara sokağın başka hallerinin olduğunu göstermek sanırım bir kuşağın sorumluluğu.    


3-ACT/ART bünyesindeki yazılara baktığımızda, eleştirel düşünceyi, sanatı ve görsel kültürü bir araya getiren güçlü bir hafıza pratiğiyle karşılaşıyoruz. Sanatın toplumsal olaylarla kurduğu ilişkiselliği yeniden düşündüren bu metinlerin arkasındaki temel odak nedir? Yazı arşivinin içeriğini biraz açabilir misiniz; burada öne çıkarılan ana tartışmalar ve vurgular nelerdir?

Az önce de söylediğim gibi projenin Hafıza Merkezi tarafından desteklenen kısmında 10 adet telifli yazı imkânımız var. Bu yazılar, sanatsal pratiklerin meydanlarla, kamusal alanlarla, oradaki eleştirel kamuoyuyla ya da biriken karşı-kültürle ilişkisini irdeliyor. Genelde de çeşitli örnekler üzerinden bakan yazılar bunlar. Web sitemizde her zaman erişilebilir durumdalar. Bu yazıları belki basılı bir yayına çevirme gibi bir gündemimiz de olacak. İlk yazı Furkan Öztekin’e aitti. Beyoğlu’ndaki Süpürge performanslarını hatırlattı Furkan bize. Hatimet H. Miral, kendisi de müzik eleştirmenliğinden geldiği için sokak müziğinin yerel otoritelerce şartlara bağlanmasını ‘akustik adalet’ tartışması etrafında ele aldı. Sinem Pehlivan ise 2000’ler Türkiye’sinde sanat alanındaki itiraz biçimlerine belli örnekler üzerinden baktı. Son olarak Yıldız Öztürk’ün Cumartesi Anneleri mücadelesinin Galatasaray Meydanı’ndaki 50. Yıl Anıtı’yla nasıl ilişkilendiğini düşündüğü bir yazısı yayınlandı. Altı yazımız daha gelecek. Bu yazıların, meydanlardaki sanatsal pratiklere dair kapsamlı bir değerlendirme yapacağını düşünmekteyiz. Heyecanla bekliyoruz.

4-Taze bir proje olmasına rağmen ACT/ART kısa sürede atölye ve söyleşi programlarıyla da kamusal alanda tartışma alanları açtı. Bu etkinliklerde ne tür temaslar kurdunuz, nasıl bir etkileşim sağlandı?

 Aslında projenin ilk tasarlanan halinde bu tür kamusal programlar yoktu, sadece bir kapalı salon etkinliği vardı. Ön elemeden geçen projelerimiz için Hafıza Merkezi 2 günlük bir atölye gerçekleştirdi. O atölyelerde farklı disiplinlerden gelen kişilerden ve diğer proje sahiplerinden bazı geribildirimler aldık. Benim açımdan anlamlıgeribildirimlerden biri de kamusal sanat üzerine çalışırken bununla ilgili sokaklarda bir şey yapmıyor olmaktı. Ben de programımı bu eleştiriye ve beklentiye göre şekillendirdim. Oda Projesi ile birlikte, geçtiğimiz yıl ilk olarak tasarladıkları “Yürüyen Arşiv” başlıklı etkinliği tekrar hayata geçirdik. İnisiyatifin hafızasındaki Galata’yı birlikte adımlayan bir etkinlikti bu. Seda Yıldız’ın araştırma projesi sonucunda gerçekleşen bir tür hafıza turu da diyebiliriz. Sonrasında hem kentteki mutenalaştırma politikalarını hem de buna itiraz eden sanatsal arayışları konuştuk. Ayrıca Performistanbul da bu etkinlik sürecinin ortağıydı. ACT/ART’ın böyle müşterek zeminler kurmasını hep çok istemiştik. Devamının da gelmesi bir o kadar önemli bizim açımızdan. Yürüyen Arşiv katılımcıları, tartışmaları da güçlendirdi. Nostaljik bir buluşmadan ziyade, Galata’nın dünü-bugünü arasında gidip geldiğimiz bir etkinlik oldu. Sokakla kurulan ilişkinin tek bir biçiminin olamayacağının da üzerinde durduk. Bence projenin en anlamlı kısmı, birbirini tanımayan insanları da bir araya getirmeye başlamış olması. Dijital alanlarla sınırlı bir çalışma bizi bir içerik üreticisine dönüştürebilirdi. Bundan fazlası olmak, ara ara bir araya gelebilmek, konuşmak, tartışmak projenin etkisini de arttıracaktır. Bir de nihayetinde ACT/ART’ın kültür-sanat alanındaki aktivist iddiayı ya da karşı-kültürel birikimi güçlendirme gibi bir derdi var. O yüzden yan yana gelmek, birbirimizden destek almak bizim için önemli. Pınar Selek ve Esmeray’la birlikte Sokak Sanatçıları Atölyesi deneyimini konuştuk. Mahkeme salonları, savcı iddianameleri ve savunmalar dışında bu deneyimi konuşma şansımız oldu.

 


5-Geleceğe baktığımızda ACT/ART’ın ufkunda neler var? Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız yeni çalışmalar, yayınlar veya alan etkinlikleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Hak temelli odağımızı koruyarak çeşitli projelere başvuruyoruz. Nihayetinde ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, protestolar, yaratıcı eylem repertuarları, nefret karşıtı hareketler, barış hakkı gibi gündemleri takip ederek buralara kültür-sanat alanı içinden nasıl katkı verebileceğimizi düşüneceğiz. Konferans hazırlığımız var. Sanatçılar için üretim fonları yaratmayı hedefliyoruz. Yapabileceğimiz çok şey var aslında, ama kaynak olmadan hayata geçirebilmek zor. Aktivist alanlarda herkes yeterince gönüllü çaba sarf ediyor. Burada en azından yazılan yazı için telif verebilmek, video röportajlar yapmak, mekân kiralamak, araştırmacılarla çalışabilmek gibi hedeflerimiz var. 17 Eylül’de protesto kayıtlarını arşivlemek üzerine bir etkinliğimiz var. O buluşma da bize yöntemsel açıdan bir katkı sunacak.

 

  • Asosyoloji Dergi

    Önerilen Yazılar

    “Futbol queer-feminist mücadeleden bağımsız düşünülemez”

     Futbol, tribünlerden kulüp yönetimlerine kadar uzanan politik ve toplumsal bir alan. Bu alan, uzun yıllardır erkek egemen yapının etkisi altında şekilleniyor. LGBTİ+’lar futbolun farklı alanlarından sistematik biçimde dışlanıyor. Cinsiyetçi, ırkçı…

    devamını oku
    19 Mart’ın Ardından: Deneyimler, Tepkiler ve İhtimaller

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi, ardından gözaltına alınıp tutuklanmasıyla başlayan 19 Mart sürecinin, kısa sürede ülke genelinde farklı toplumsal kesimleri etkileyen geniş bir siyasal gündeme dönüştü.…

    devamını oku