Eylül 22, 2026 00:00
Until Kasım 21, 2026, 23:59 1m 30d 23h 59m

''Bir İhtimal Gökyüzü'' Sergisi

Depo İstanbul

Dilan Cudi Saruhan

Bir İhtimal Gökyüzü

22 Eylül – 21 Kasım 2026

Açık mavi, kumaş benzeri bir arka plan üzerinde siyah, el yazısı formatında sergi detaylarını gösteren bir poster.

İktidar sadece hukukla işlemez; yasalar eliyle ve yasaların ötesinde, toprağın biçimine, yolların yönüne, köylerin sessizliğine, duvarların yüksekliğine, gökyüzünün görünürlüğüne kadar uzanan bir mekânsal düzen kurar. Bu düzen insanların nerede duracağını, nasıl hareket edeceğini, neyi göreceğini, neyi unutacağını ve hatta neyi hayal edebileceğini de belirlemeye çalışır. Türkiye’de özellikle Kürt coğrafyasında uzun yıllara yayılan inkâr, güvenlik ve asimilasyon politikaları böyle bir mekânsal rejim üretmiştir. Burada insan yalnızca yaşadığı yeri öğrenmez; yaşadığı yer de insanın içine yerleşir. Toprağın taşıdığı hafıza insanın yürüyüşüne karışır. Yolun kıvrımı, rüzgârın yönü, ya da aniden mavi bir ışıkla değişen manzara… Bunların her biri zamanla bedenin hafızasına dönüşür. Şiddet günlük hayatın içine yerleşir. Konuşulurken alçaltılan bir seste, her ay bırakılması gereken bir parmak izinde ya da sıradan bir nesnenin bir anda yasaklı bir nesneye dönüşmesinde kendini hissettirir. Yaşamın doğal ritmi içinde kendine yer edindiğinde ise kalıcı hâle gelir. Belki de bu yüzden baskının en yoğun hissedildiği yerlerde sanat temsilin ötesine geçerek yeni uzamlar üretmeye başlar. Dilan Cudi Saruhan’ın pratiği tam da bu eşikte konumlanıyor. Sanatçının üç farklı dönemden işlerini bir araya getiren Bir İhtimal Gökyüzü sergisi, mekânın insanı nasıl biçimlendirdiğini, nesnelerin nasıl ve ne şekilde bir hafızayı taşıdığını, çizginin zamanı nasıl kaydettiğini ve hayal gücünün en sınırlı koşullarda bile nasıl yeni ilişkiler kurabildiğini görünür kılıyor.

Sanatçı, cezaevine girmeden önce ürettiği işlerde insanın mekânla ilişkisini kontrol, güç, güvenlik, denetim ve gözetim üzerinden ele alırken, büyük anlatılar yerine hayatın içine yerleşmiş küçük ayrıntılarla çalışıyor. Bazen bir ışığın karanlığı tarayışı, bazen tekrar eden bir yürüyüş ya da sıradan bir nesne görünmeyen politik bir düzenin sessiz tanığına dönüşüyor. Sanatçının yedi yıllık cezaevi sürecinde ürettiği işlerde ise kapatılma fiziksel bir durum olmaktan çıkıyor; düşüncenin, yaratımın ve tahayyülün sınırlarını zorlayan bir deneyime ve direnişe dönüşüyor. Bu süreçte sanatçının kullandığı malzemeler başka bir zamansallığın taşıyıcısı hâline geliyor. Kumaşlar, mendiller, atletler, saç telleri, yapraklar ya da sökülmüş iplikler, yaşanmış deneyimin sessiz kayıtlarını taşıyor. Sanatçının son dönem yerleştirmelerinde ise beden, mekânı dönüştüren geçirgen bir varlığa dönüşüyor. İçine girilebilen oyuklar, sıkışmış formlar ve kırılgan yapılar korunma ile sığınma arasında salınan yaşamları düşündürüyor.

Açılmayan kapılar, merdivenler, gökyüzüne açılan boşluklar ya da rüzgâra tutunan kırılgan formlar, gerçekliğin karşısına başka bir dünya koymak yerine, gerçekliğin içinde küçük yarıklar açıyor. Gökyüzü bir manzara olmaktan çıkarak, ortak bir ufkun, henüz tamamlanmamış bir dünyanın imgesi, yeniden kurulması gereken “bir ihtimal” gibi okunuyor. Ve sanatçının üzerine “Min ji bîr neke — Beni unutma” kelimelerini nakışla işlediği mendil, tutsak yüzlerce siyasiyi bize hatırlatıyor. Bir İhtimal Gökyüzü sergisi henüz var olmayan bir gökyüzünün ihtimalini içinde barındırıyor.

Günseli Baki

 

Detaylı Bilgi için: https://www.depoistanbul.net/dilan-cudi-saruhan-bir-ihtimal-gokyuzu/