Kampüs’te Direniş ve Dayanışmayı Örmek: Kolektif Üretimin İzleri

“Kampüslerdeki Ağlar” başlıklı yeni söyleşi serimizde, kampüslerde örülen ilişkileri, kurulan bağları ve bu bağların öznesi olan kolektifleri dinliyoruz.

İlk söyleşimizi ilmek ilmek hem dayanışmayı hem de üretimi büyüten MSGSÜ Örgü Topluluğu ile gerçekleştirdik. 🧶🫂

Nasıl bir motivasyonla yola çıktınız?

Örgünün herkeste hizmet ettiği amaç farklı bir noktaya değiniyor. Kimisi suskunluğunu tığıyla şişiyle seslendiriyor kimisi de tam tersi o alanda biraz dinlenip susmak nefes almak istiyor. Motivasyonumuz bu noktada bu farklı alanları ortak bir paydada buluşturmaktı aslında. Birbirinden farklı insanları ortak bir amaçla bir araya getirmek, o dayanışmayı büyütmek ve bunu yaparken de birilerinin gülümsemesine sebep olmak en büyük motivasyonlarımızdan birisiydi. Bazı dayanışmalarımız vardı aklımızda bunları hayata geçirmek için çıktık aslında bu yola. Temel hak ve ihtiyaçlara erişim hakkını ve kolaylığını başta çocuklar olmak üzere yaşayan tüm bireylere sağlamak,  güvende hissedeceğimiz, duygulanımlarımızın ve düşüncelerimizin saf özne harici kaynaklarını (toplumsal, siyasi, ekonomik) görüp üzerinden bir başına gelmenin zorluğuna, kolektiviteyle açılacak alanla, bu alandaki dayanışmayla çözüm pratikleri ve yeni umut kaynakları üretmek de bu dayanışmalarımızda alam buldu. İlerleyen süreçte de bu dayanışmayla topluluğumuzu sürdürmemizdeki temel motivasyonumuz oldu. (Ela&Umay)
Topluluğunuz/Kulübünüzün varlığı kampüste hangi ilişkileri ya da bağları görünür kılıyor?
Bu soru aslında bizim için çok kıymetli çünkü yürüttüğümüz işlerde biz de bu bağlarım görünür kılınmasına şahit olduk. Hatay Akademi Orkestrası ile birlikte yürüttüğümüz ilk dayanışmamızla aslında okuldaki arkadaşlarımızın umuduna ışık tuttuğumuzu hissettik. İplerin dağıtım aşaması, örümlerin toplanma aşaması, atkıların berelerin teker teker paketlenmesi ve Hatay’a ulaşması… bu süreç boyunca sayısız insanla iletişimdeydik ve hepsinin gözlerinin içi parlıyordu. Çok çaresiz kaldığımız bu dönemde iyi şeylerin umutla beraber baş göstermesini gördük. İlerleyen süreçte de benzer işlerde faaliyet gösterirken okul içerisindeki bu dayanışma bilincinin ve bir aradalığın daha da gün yüzüne çıktığını gördük. En son 19 Mart sonrası süreçte bir eylemsellik biçimi olarak iplerimizi aldık ellerimize. Bilenin bilmeyene öğrettiği, tomaların örülmeye çalışıldığı atölyeler düzenledik ve hep beraber umudumuzu tazeledik. Birbirinden kopuk olarak zannedilen bu çağın insanlarının ortak bir payda uğrunda nasıl umutla bir araya geldiğini gördüğümüz noktalara değinmiş olduk. (Ela)
Hayalinizdeki MSGSÜ nasıl bir yer?
Yaratıcı zihinlerin toplanma yoğunluğunun fazla olduğu bir alan olarak okulumuzdaki bu zihin çıktılarının artmasını, arkadaşlarımızın yapıp etmelerine görüş ve duruşlarını cesaretle ve korkusuzca yansıtabilmelerini, bu süreçte önlerine gerilen tüm engellerin üzerinden birlikte gelebileceğimiz bir kampüs hayal ediyoruz. Güvenli alanlarımızın ihlal edilmediği hep bir arada her bir bireyin özgürce var olabildiği bir MSGSÜ dileğiyle… (Umay&Ela)
Topluluk/Kulüp olarak karşılaştığınız zorluklar ve bunlara bulduğunuz çözümler nelerdir?
Her üniversite oluşumu gibi biz de aslında farklı açılardan zorluklarla başa çıkmak zorunda kaldık çoğu zaman. Bunlardan ilk aklıma geleni maddi yetersizliklerdi sanırım. Okulumuz kulüplere çok kısıtlı bütçeler verirken topluluklara herhangi bir bütçe vermiyor. Yaptığımız dayanışmalarda kargo giderleri/malzeme giderleri gibi maddi sorunlarla karşılaştık. Bu sorunlara çözümümüz de yine dayanışmamızdan çıktı. Tasarımcı arkadaşlarımızın verdikleri destekler ve yine topluluk içerisindeki arkadaşlarımızın destekleri sayesinde bu maddi sorunlara çözüm bulmuş olduk. Açılan tasarım pazarlarında yer alarak topluluğumuza bir bütçe oluşturmaya çalıştık. Sanırım bizim en büyük dayanağımız her türlü sorunda birbirimize yaslanmak oldu. (Ela)
Topluluğunuz/Kulübünüz nasıl bir özneleşme sunuyor? Kampüs içi pratiklerinizden bahsedebilir misiniz?
⁃Bireyin süregelen olaylara karşı değişiklik yaratabilme gücü ve potansiyelini, yaşamdaki edilgin konumunu etkin bir noktaya çekerek dışarı çıkarıp, her bir öznenin kendi gücünün organize edilmesiyle nerelere ulaşıp dokunabildiğini görmemiz kampüslerimizde kişilerarası kurulan bağ ve ilişkilerin zeminini anlamlı bir temele oturtmamızı sağladı. Bu açıdan yaptığımız dayanışma ortamının öznelerin kendilerine dönük bir bakışa olanak sağladığına inanıyoruz.(Umay)
Bu dönem bizi neler bekliyor, neler hedefliyorsunuz?
Asıl zorluklar olan oluşma ve görünür olma aşamalarının çoğunun üzerinden geçen dönem geldiğimiz için bu dönem kurulu olanın üzerine temel motivasyon ve amacımızdan sapmadan , pratik yaşamın gerektirdiklerine dayanarak yapacağımız eklemelerimizle devam edeceğiz. Bu süreçte dayanışmamızı büyütmek ve bunu yaparken de arkadaşlarımıza güvenli bir alan sağlamak temel hedeflerimiz arasında. Son dönemlerde ardı ardına yaşanan tüm bu olaylara karşı sadece oturup örgü örülen bir yer değil birbirimize sarılıp bu yolda beraber yürüdüğümüz bir dönem olmasını diliyoruz. (Umay&Ela)
  • Asosyoloji Dergi

    Önerilen Yazılar

    19 Mart’ın Ardından: Deneyimler, Tepkiler ve İhtimaller

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi, ardından gözaltına alınıp tutuklanmasıyla başlayan 19 Mart sürecinin, kısa sürede ülke genelinde farklı toplumsal kesimleri etkileyen geniş bir siyasal gündeme dönüştü.…

    devamını oku
    In a Year When We’ve Been Struggling to Survive Without Questioning: Long Live Women’s Solidarity

    We’dlike to go back to the very moment you first took to the streets. What did you feel in that moment, with all those eyes on you? What thoughts crossed your mind? Also, what motivated you before you began the protest where you expressed your resistance in the public sphere?  I started my protests in 2023. I’ve been holding demonstrations in the streets and public spaces for three years now. People’s reactions are usually one of shock at first, quickly turning into judgmental stares. In that moment, I always think, “Yes, I’m doing something powerful right now; I’m trying to express an idea, and I’m doing it by marching against the majority.”  I feel I need to stand up straight, and in that moment, I truly feel “brave.” Before I started taking action in public spaces, there was an incident when I was 15—I was sexually harassed by a teacher. He used the excuse that my skirt was “too short” and forced me to lift my skirt in front of a group of male students.  I specify “a bunch of male” students because he deliberately pulled me into their midst and demanded I lift my skirt there. That moment was the first time I confronted the thought, “Yes, I am a woman, and that is exactly why they want me to feel ashamed of my body.” Later, as I saw women in my own country restricting their clothing even when going out “so as not to be harassed,” I thought, yes, someone in this country must take such an action. That’s why I started protesting in a bikini, and doing so holds political significance for me. You’re shoving what bothers society right into their faces to convey an idea—and you’re doing it with a banner. “I am here,” you say …

    devamını oku