“Sahi, kimdim ben? Bir asinin ve hainin mi karısıydım, yoksa özgürlük savaşçısı bir kahramanın mı? Bir muhalifin mi annesiydim, yoksa özgürlük âşığı bir savaşçının fedakâr velisi mi? İnsanlar beni kaç kez zirveye çıkarıp, sonra da kafa üstü yere çakılmama sebep olmuşlardı? Oysa ben ikisini de hak etmemiştim. Beni kendi yeteneklerim veya meziyetlerim sayesinde yükseltmedikleri gibi, aşağıya çekmelerinin nedeni de kendi hatalarım değildi.”
Perinuş Sanie’nin toplumsal olayları Masume adlı karakterle beraber işlediği bir roman Payıma Düşen. Masume’yle beraber büyüyoruz; zaman akıp geçtikçe bizim de omzumuza biniyor taşıdığı yükler.
Dindar ve muhafazakâr bir aile içerisinde okuma isteğiyle yanıp tutuşan bir kız çocuğuyla tanışıyoruz romanın başında. Kendisine ait tutkularıyla beraber toplumun, dinin ve erkeklerin biçtiği kaderi yenmeye çalışıyor o zamanlardan itibaren. Namus belasından kurtulamayıp zorla evlendiriliyor. Evliliği ona farklı sıfatlar getiriyor. Sadece birisinin eşi olmakla kalmıyor; kocasının hayatını da göğüslemeye çalışıyor. Anne oluyor, bir yaşamı yeşertmeye uğraşıyor. Öte yandan, kendi hayatında yarım bırakmak zorunda kaldığı okuma gayesine sarılıyor.
İçinde yaşayıp büyüdüğü bu gerçekliğin onu tüketmesine izin vermeyerek kendini sapasağlam inşa ediyor. Kendi ayakları üzerinde duruyor, çalışıyor, düşünüyor, fikirlerini söylüyor, var oluyor. Pusulası hep mücadele etmek üzerine; devamlı ayaklarını vura vura. “Payıma razı olmayacağım,” derken yoruluyor; yorulduğunda da kendisine kalamıyor.
Romanın arka planında İran’ın siyasi ve toplumsal dinamiklerinin altüst oluşu yer alıyor. İran İslam Devrimi’nin öncesine ve sonrasına; bu buhranlı dönemin ardından gelen İran-Irak Savaşı’na tanık oluyoruz Masume’nin kadınlık deneyimiyle. Dinamik, akıcı kurgusuyla ve derinlikli karakter analizleriyle okumaktan pişmanlık duyulmayacak bir roman.


