Flaneur Artık Yok: Neoliberal Kentte Eylemsizliğin İmkansızlığı

“Eylemsizlik seremonisi şu anlama gelir: Yaparız ama hiçbir şey için. Bu hiçlik, bu amaçtan ve kullanımdan yoksunluk, eylemsizliğin özüdür. Mutluluğun temel formülüdür.

Walter Benjamin’in flaneur’ü eylemsizlikle belirtilir:

Gezginin kendine özgü kararsızlığı. Beklemek nasıl eylemsiz düşüncelere dalmış kişinin gerçek durumuysa, kuşku da gezginin durumu gibi görünmektedir. Schiller bir ağıtında şöyle der: “Kelebeğin kuşkulu kanadı.”

Hem beklemek hem de kuşku duymak eylemsizliğin figürleridir. İnsanın yürüyüşü bir an bile kuşku duymadan yürüyüşe benzer. Kelebeğin kanadı gibi, zarafetini duraksamadan alır. Kararlılık ya da acelecilik tüm zarafetini ortadan kaldırır. Flanuer, eyleme geçmeyen bir yetiyi kullanır. Hiçbir hedef peşinde koşmaz. Niyeti olmaksızın, kendini “ona göz kırpan” mekana, “bir sonraki sokak köşesinin çekiciliğine, sisin içindeki uzak bir meydana, önünde yürüyen bir kadının sırtına” teslim eder.” (HAN, 2025, s. 13)

Byung-Chul Han’ın, Tefekkür Yaşamı kitabının ilk bölümü olan Eylemsizliğin Görünümleri bölümünden seçtiğim yukarıdaki alıntıyı, günümüzün neoliberal kentleri üzerinden tartışmak istiyorum. Fransızca kökenli flaneur kelimesi, “başı boş gezen”, “aylak aylak dolaşan” anlamında kullanılmaktadır. 19. Yüzyılda Fransa’nın sanayileşmesiyle ortaya çıkan, iş bölümü ve uzmanlaşmanın dışında kalan belli bir amaç gütmeden kenti gezen flaneur, yaptığı gezi sırasında “boş boş” gezmesine rağmen kente dair gözlemler yapmaktadır. Flaneur’ün yürüyüşü, amaçtan beklentiden uzak, spontane gelişen bir yürüyüştür. Mekana dair bir beklentisi olmadan sokakların arasında dolanıp durur. Han, flaneur’un amaçsızca çıktığı gezintisindeki tutumunun “eylemsizliğe” yakın olduğunu söylemektedir. Flaneur’ün eylemsizliği, modern toplumun peşine takıldığı hız, fayda, üretkenlik ve tüketimin aksine, düşünceye bilgi üretimine ve sanata alan açan bir “amaçsızlıktır”.

Bugün, İstanbul gibi büyük bir metropolde kaç kişi belirli bir amacı olmadan sokak aralarında geziyor diye düşünmeden edemiyorum. Gürültüsü, kalabalığı, koşuşturması eksik olmayan İstanbul sokaklarında amaçsızca yürüyen flaneurleri bulabilir miyiz? Hiç sanmıyorum. Amaçtan yoksun ilişkilere girmekten aciz olan günümüzün neoliberal özneleri; çalışmak, tüketmek ve birikimden başka bir şey yapamaz halde. Kapitalizmin ortaya çıkardığı tüketim toplumu, her an her şeyi gözünü kırpmadan tüketme imkanına sahip. Bugünün kentleri sabahları iş yerlerine, okullara yetişmeye çalışan, sürekli koşuşturma halinde olan; telefonlardan haritaya ya da sosyal medya algoritmalarının yönlendirmesiyle, yeni yerler görüp fotoğraf çekilmeyi planlayan insanlarla dolu. Yaşadığımız şehirde gezintiye çıkarken bile, önce orada çekileceğimiz fotoğrafları; İnstagram, TikTok veya Facebook gibi dijital platformlarda nasıl paylaşacağımızı düşünmekteyiz. Günümüzde gezintiyi bile metalaştırmaktayız.

Oysa şehrini amaçsızca dolaşan flaneur, tüketici bir birey değildir; o kentle duygusal ve estetik bir bağ kurarken aynı zamanda anın ritmiyle beraber düşünmektedir. Flaneur’ün başı boş yürüyüşü, üretmek, hedefe ulaşmak ve performans sergilemek için değildir; sadece algılamak hissetmek ve var olmak için yürür. Bugünün kentinde flaneur kaybolmuştur, onun ihtiyaç duyacağı spontanlık ve amaçsızlık neoliberal kentte yoktur. Neoliberalizm her boş anı “verimsizlik” olarak kabul eder. Flaneur’ün spontane ve acelesiz haline neoliberal kentte yer yoktur. Neoliberal kentin vaadi ve bize sundukları, deneyim değil tüketimdir. Neoliberal kentlerde nereye gitmemiz gerektiği, ne zaman varmamız gerektiği ve gittiğimiz yerde neler yapabileceğimiz adım adım planlanmıştır. Şehir “gezinti” için değil “tüketim” için vardır. Kentini niyetsizce, aylak aylak gezen flaneur’ün amaçsızlığına metropollerin ihtiyacı yoktur.

Bugünün şehirleri sadece fiziksel bir mekan değil; aynı zamanda dijital bir tüketim merkezidir. Mekan, artık duygular ve duyularla değil; paylaşılabilirlik ve içerik üretimiyle var olur. Sokakta yavaşça yürüyen birine rastladığımızda ne yaptığına anlam veremeyiz, çünkü neoliberal kentte yürümek için bile bir amaca ihtiyacımız vardır. Flaneurün var olduğu, sürprizlerle dolu, kuşkulu, merak uyandıran kent; yerini vitrinlerle dolu, özel güvenliklerle korunan yarı-kamusal mekanlara bırakmıştır. Gözler sokaklara flaneur’ün baktığı gibi bakmaz, göz sadece metalaştırılmış alanlara bakmak zorundadır. Neoliberal kent “başı boş” gezeni sevmez, kent tarafından sarılıp sarmalanmamız için tüketim yapmamız şarttır, yoksa kent bizi fazlalık olarak görüp ortadan kaldırmak ister. Flaneur’ün gözlerinin gezdiği sokaklarda, bugün bizi gözetleyen kameralarla yürüyoruz. Metropolde, her şey görünür ve hesaplanabilir olmak zorundadır. Flaneur telaşsızca yürürken, bugünün neoliberal kentlisi hızlı ve verimli olmalıdır. Bir dakikası bile boşa geçmeden şehri tüketmesi gereklidir.

“Gerçek mutluluk başıboşluktan, gönül rahatlığından, bolluktan, anlamını yitirmiş olandan, fazlalıktan, gereksiz olandan kaynaklanır, yanı zorunluluktan, çalışmaktan, performanstan, amaçtan “çıkmış” olandan.” (HAN, 2022, s. 60)

Her sabah, metroda, yolda, trafikte gördüğümüz mutsuz suratlar belki de flaneur’ün yokluğundandır. Bugün her şeyin sonucu olarak gördüğümüz mutluluk, flaneur’ün her yürüyüşünde bir olasılık olarak var olur. Kentin dayattığı “amaçlılığa” karşı çıktığımız amaçsız bir yürüyüşte, gözlerimizi telefondan kaldırıp gerçekten etrafımıza bakmaya başladığımızda belki de amaçsız bir gezintiye çıkıp, mutluluğu duvarlarda yazan yazılarda, kedilerde, yol kenarındaki çimlerde bulabiliriz.

Kaynakça 

HAN, B.-C. (2022). PSİKOPOLİTİKA Neoliberalizm Ve Yeni İktidar Teknikleri. İSTANBUL: METİS.

HAN, B.-C. (2025). TEFEKKÜR YAŞAMI YA DA EYLEMSİZLİK ÜZERİNE. İSTANBUL: KETEBE.

  • Yaren Mazlum

    Önerilen Yazılar

    Acziyet Ürpertisinin Estetik Katlinde Bildung’un [(ÖZ)+(NE)?] Tasarısı

    Abwärts wend ich mich zu der heiligen, unaussprechlichen, geheimnisvollen Nacht. Fernab liegt die Welt – in eine tiefe Gruft versenkt – wüst und einsamist ihre Stelle. In den Saiten der…

    devamını oku
    2026-1447 Ramazan Defteri Kapanırken: Eşitsizliklerimizin Bilançosunu Çıkarmak

    Ramazan ayı; Sünni Müslümanlar için eşitsizliklerin farkına varılıp giderilmeye çalışıldığı, bunu yaparken de Allah’ın rızasının (rıza-ı ilahi) gözetilerek ibadet edildiği müstesna bir zaman dilimi. Fakat Ramazan’ı anlamlandırma biçimlerimiz yapısal eşitsizliklerin…

    devamını oku