Asosyoloji notu:
Behice Boran, sosyoloji, iktisat ve siyaset arasında kurduğu ilişkiyle bu sınırları zorlayan figürlerden biridir. Akademik üretim ile politik pratiğin birbirinden ayrıştırılamayan yönüne vurgu yaparak bizlere pratik ve teorinin birliğinde bir düşünce hattı bırakmıştır.
Burada yayımladığımız metin, “Türkiye Ekonomi Politiği Veritabanı” projesi kapsamında Neşe Voyvoda tarafından kaleme alınan ve 2026 yılında The Palgrave Encyclopaedia of Turkish Economists and Economics’te yer alacak olan ansiklopedi maddesidir. Osmanlı’dan günümüze iktisadi düşüncenin gelişimine katkıda bulunmuş isimleri dijital bir arşiv/ yapay zeka içinde bir araya getiren bu proje, biyografik ve bibliyografik verileri sistematik biçimde kayda geçirirken düşünce tarihinin izlerini de yeniden görünür kılmayı hedefler.
Asosyoloji olarak bu metni, Behice Boran’ın iktisadi, sosyolojik ve siyasal düşünce alanlarında kurduğu hattı yeniden düşünmek için bir referans noktası olarak görüyoruz. Boran’ın hem akademik üretimi hem de politik pratiği, Türkiye düşünce tarihindeki yerini disipliner sınırları aşan bir bağlamda ele almayı gerektiriyor. Bu nedenle metni, bir ansiklopedi maddesi olmanın ötesinde, arşiv ile hafıza ve yapay zeka ile veri setleri arasındaki ilişkiye dair de bir davet olarak okuyoruz.
*Bu maddenin orijinali Türkiye Ekonomi Politiği Veritabanı (The Turkish Political Economy Database) projesi kapsamında hazırlanmış olup, 2026 yılında The Palgrave Encyclopaedia of Turkish Economists and Economics’te yayımlanacaktır. Türkiye Ekonomi Politiği Veritabanı; 1800’lerden günümüze Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nde iktisadi düşüncenin gelişimine katkıda bulunmuş 700’ü aşkın iktisatçıyı, çevirmeni ve düşünürü belgeleyen bir dijital beşeri bilimler projesidir. Bu proje; zengin biyografik ve bibliyografik verileri derlemek, analiz etmek ve hikayeleştirmek amacıyla insan ve yapay zeka destekli yöntemleri bütünleştirmektedir.
Özet: Behice Boran, hem titiz akademik çalışmaları hem de siyasi angajmanı ile Türk sosyolojisine derin etki bırakmış, öncü bir figür olarak öne çıkmaktadır. İstanbul Üniversitesi (felsefe, 1935) ve Michigan Üniversitesi’nde (sosyoloji, 1938) eğitim gören Boran’ın akademik çalışmaları, özellikle sınıf analizi, toplumsal tabakalaşma ve toplumsal yapıları şekillendiren ekolojik boyutlara vurgu yapmıştır. Türkiye’de hem küresel teorik çerçevelere hem de özgül yerel gerçekliklere duyarlı, kendine özgü bir sosyoloji geleneğinin gelişmesinde kritik bir rol oynamıştır. Akademik çalışmalarının ötesinde, özellikle Türkiye’de bir siyasi partiye liderlik eden ilk kadın olarak Boran’ın siyasi aktivizmi, entelektüel bağlılığı ile toplumsal değişime yönelik pratik katılımı arasındaki derin uyumu yansıtmaktadır. Bugün Boran, sosyolojide eleştirel düşünceye ilham vermeye devam etmekte ve hem entelektüel hem de siyasi araçlarla toplumla ilişki kurmak isteyen akademisyenler için önemli bir model teşkil etmektedir.
Anahtar Kelimeler: Marksist politik ekonomi, kır sosyolojisi, ekolojik sosyoloji, toplumsal yapı
Ayrıca bakınız: Mübeccel Belik Kıray, Sadun Aren, Niyazi Berkes, Muzaffer Şerif
Etkilendikleri: Karl Marx, Leslie A. White, ekonomi ve sosyoloji, marksizm.
Biyografi
Behice Boran, 14 Mayıs 1910’da Bursa’da doğmuştur. Ailesi o on yaşındayken İstanbul’a taşınmış ve ilköğrenimine Fransız okulunda devam etmiştir. Orta ve lise öğrenimini Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde (şimdiki Robert Kolej) sürdürmüş, sırasıyla 1927 ve 1931 yıllarında sınıf birincisi olarak mezun olmuştur. 1931 yılında öğretmen olma hedefiyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne kaydolmuş, burada pedagoji dersleri almıştır. 1935’te eğitimini tamamladıktan sonra Manisa’da İngilizce öğretmenliğine başlamıştır.
Lisedeki üstün başarısı sebebiyle ve öğretmenlerinin de aracılığıyla Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Michigan Üniversitesi’nde Sosyoloji alanında doktora yapmak üzere burs kazanmıştır. 1938’de tamamladığı A Study of Occupational Mobility: An Analysis of Age Distributions of Occupational Groupings in the United States 1910–1930 (Mesleki Hareketlilik Üzerine Bir Çalışma: Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Meslek Gruplarının Yaş Dağılımlarının Analizi 1910–1930) başlıklı doktora tezi, 20. yüzyıl başlarında Amerika’daki mesleki hareketlilik kalıplarını incelemiştir. Boran’ın çalışması, 1910’dan 1930’a kadar meslek kategorilerindeki yaş dağılımını analiz ederek işgücü piyasası dinamiklerine, toplumsal hareketliliğe ve önemli ekonomik ve demografik değişimlerin yaşandığı bir dönemde Amerikan toplumunun gelişen yapısına ışık tutmaktadır.
Marksizm ile tanışması, Michigan’daki eğitimi sırasında, bir öğrenci arkadaşıyla yaptığı tartışmalar ve kendi eleştirel gözlemleri sonucunda gerçekleşmiştir. Profesör Leslie A. White tarafından verilen bir sosyal antropoloji dersi de, sosyal yapı kavramlarının toplumsal dinamikleri nasıl açıklayabileceğini göstererek Boran’ın sosyolojik düşüncesi üzerinde önemli bir etki yaratmıştır. Marksizm ile daha derinlemesine ilgilenmesiyle Boran, diyalektiği ve kolektif örgütlenmeyi toplumsal dönüşümün temel itici güçleri olarak tanıyarak, Marksizmin salt ekonomik determinizmi aştığını düşünmektedir.
Boran, 1939’da Türkiye’ye dönüşünde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne (DTCF) atanmıştır. Burada İstatistik, Kent Sosyolojisi ve Sosyolojiye Giriş gibi dersler verirken, aynı zamanda Yurt ve Dünya ve Adımlar gibi dergilere makalelerle katkıda bulunmuştur. Doçentlik tezi için Manisa köylerinde saha araştırmaları yürütmüş ve bu çalışmalar, 1945 tarihli önemli sosyolojik çalışması Toplumsal Yapı Araştırmaları: İki Köy Çeşidinin Mukayeseli Tetkiki ile sonuçlanmıştır. Ayrıca 1947’de American Journal of Sociology‘de “Sociology in Retrospect” (Geriye Dönük Sosyoloji) başlıklı dikkat çekici bir eleştirel makale yayımlamış ve o dönemde Amerikan Sosyoloji Derneği’nin tek Türk üyesi olmuştur.
Boran’ın Ankara Üniversitesi’ndeki akademik kariyeri, Türkiye’de yükselen anti-komünist ve Amerikan yanlısı atmosferin ortasında, 1948 yılında görevden alınan birkaç akademisyen arasında yer almasıyla aniden sona ermiştir. Akademiden bu zorunlu ayrılışının ardından Türk siyasi hayatına daha aktif bir şekilde girmiştir. Boran, Türk Barışseverler Cemiyeti’nin Genel Sekreteri olarak görev yapmış, bu görevi 1950’de tutuklanmasına ve ardından 15 ay hapis yatmasına yol açmıştır. Eşiyle birlikte çevirmen olarak çalıştığı ve oğlunu dünyaya getirdiği nispeten sessiz bir dönemin ardından Boran, Türkiye’nin siyasi alanında lider bir figür olarak yeniden ortaya çıkmıştır.
1965 yılında Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi olarak parlamentoya seçilmiş ve ülkenin ilk kadın sosyalist milletvekili olmuştur. TİP içindeki liderliği, 1970 yılında Mehmet Ali Aybar’a karşı partinin genel başkanı olmasıyla büyük bir dönüm noktasına ulaşmış ve onu Türkiye’de bir siyasi partiye liderlik eden ilk kadın yapmıştır. Ancak, Türkiye İşçi Partisi (TİP) 1971 Türk Askeri Muhtırası’nın ardından kapatılmış ve Boran bir kez daha hapis cezasına çarptırılmıştır. Bu süreçlere rağmen, TİP onun tutukluluğu sırasında yeniden toparlanmaya başlamış ve 1974’te serbest bırakılmasının ardından Boran çabalarına hemen yeniden sarılmıştır. Parti programını kaleme almış ve liderliği yeniden üstlenmiştir.
Boran, Türk toplumunu Marksist bir mercekten ele alarak sosyalist harekete bilimsel bir temel sağlamayı amaçlamıştır. Çalışmaları ülkenin toplumsal yapısını, sınıf ilişkilerini ve küresel kapitalizm içindeki az gelişmişlik konumunu analiz etmiştir. Siyasi ve entelektüel duruşu, özellikle anti-komünist dönemlerde hakim iklime sürekli meydan okumuştur. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye İşçi Partisi (TİP) yasaklanmıştır. Sonuç olarak Boran, Türk vatandaşlığından çıkarılmış, “vatan haini” ilan edilmiş ve Belçika’da sürgüne zorlanmıştır. Akademik ve siyasi kariyeri boyunca aynı zamanda üretken bir çevirmen olmuş, önemli yabancı edebi ve akademik eserleri çevirerek Türk entelektüel hayatını zenginleştirmiştir.
Sosyolojik Görüşleri
Boran’ın sosyolojik öngörüleri siyasi inançlarıyla derin bir uyum içindeydi; akademisyenliği savunduğu idealleri yansıtıyordu. “Sociology in Retrospect: A Historical Critique” (Geriye Dönük Sosyoloji: Tarihsel Bir Eleştiri) başlıklı makalesinde Boran, sosyolojinin temel bir sınıf önyargısıyla ortaya çıktığını, tarafsız bir bilimden ziyade bir burjuva ideolojisi olarak işlev gördüğünü savunur. Bu tarihi, Avrupa ve Amerikan geleneklerini karşılaştırarak aşamalar halinde izler. Boran’a göre Auguste Comte, sosyolojiyi toplumsal düzene yönelik devrimci eleştirilere karşı koymak için kurmuştur. Avrupa sosyolojisi daha sonra iki kampa ayrılmıştır: İşçi sınıfını savunan Marksist-sosyalist yaklaşımlar ve bilimsel tarafsızlık iddiasında bulunurken burjuva ideolojisine hizmet eden teoriler. Émile Durkheim’ın materyalist sosyalist modellere karşı çıkmak için spiritüalist bir görüş getirdiğini, Alman sosyolojisinin ise Marksizme meydan okumak için metodolojik araçlar geliştirdiğini belirtir.
Buna karşılık Boran, feodal bir geçmişe veya keskin sınıf çatışmalarına sahip olmayan Amerikan sosyolojisinin kapitalizmi daha kolay benimsediğini savunur. Sonuç olarak, derin yapısal eleştirilerden kaçınarak aşamalı reforma ve yöntemlere odaklanmıştır. Amerikan sosyologlarını, dönüştürücü toplumsal değişim yerine küçük sorunlara öncelik verdikleri için eleştirir. George A. Lundberg’in bilimin toplumsal sorunlara çözüm olacağı inancına karşı çıkarak, Robert S. Lynd’in sosyolojinin gerçekten bilimsel olabilmesi için “kültürel sistemin temel yapısını” ele alması ve toplumsal etkilerini kabul etmesi gerektiği görüşüne katılır.
Kır-Kent Çalışmaları
Behice Boran’ın doktorasından sonraki sosyolojik analizi, Türkiye’deki kır-kent dinamiklerine odaklanmıştır. 1940 yılında, 17 milyonluk nüfusuyla ülke ezici bir çoğunlukla kırsaldı (nüfusun %80’i köylerde yaşıyordu ve işgücünün %90’ı tarımsal faaliyetlerde çalışmaktaydı), bu da kentleşmeyi ulusal kalkınmanın merkezi haline getiriyordu. Boran doçentlik tezinde (1942d), Türkiye’nin Ege bölgesindeki Manisa yakınlarındaki köyleri incelemiştir. Kırsal yaşamı evrensel bir sosyolojik sorun olarak görmüş, köyleri anlamanın toplumsal yapının işlevsel bileşenleri arasındaki karmaşık bağlantıları kavramayı gerektirdiğini savunmuştur.
Boran için toplumsal yapı, tekrarlayan ilişkiler yoluyla oluşan ve işlevlerine ve sosyal, biyolojik ve fiziksel gerçekliklerle bağlantılarına göre sınıflandırılan bütünleşmiş kurumlardan oluşuyordu. Buna göre iki tür kurum söz konusudur: toplum-doğa etkileşimleri (üretim ilişkileri) tarafından şekillendirilenler ve kültürel ilişkilere dayananlar. Bu sistemlerin, karşılıklı bağımlılıklarının işlevsel bileşenler arasındaki ilişkileri şekillendirdiği toplumsal yapıyı oluşturduğunu savunmuştur. Marksist perspektiften yola çıkan Boran, toplulukların çevreleriyle (araçlar, teknoloji, işgücü organizasyonu ve kaynakların mülkiyeti dahil) nasıl ilişki kurduğunu analiz ederek üretim ilişkilerini vurgulamıştır.
Çalışması iki köy tipini karşılaştırmıştır: ova ve dağ köyleri. Kasabaların yakınındaki verimli arazilerde bulunan ova köyleri, pazar tarımıyla uğraşmış, daha yüksek ekonomik seviyeler göstermiş ve daha fazla kentleşme sergilemiştir. Buna karşılık, daha yoksul arazilerdeki dağ köyleri geçimlik tarıma dayanmış, daha düşük ekonomik seviyelere, daha az hareketliliğe ve daha yavaş toplumsal değişime sahip olmuştur. Boran, toplumsal yapının unsurları arasındaki korelasyonların -özellikle ekolojik taban ile diğer sosyal faktörler arasındaki- genellikle varsayılandan daha güçlü olduğu sonucuna varmıştır. Ekoloji ve bağlanabilirlik tarafından belirlenen “açıklık-kapalılık” derecesinin, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra bu köylerdeki farklı toplumsal değişim yollarını açıkladığını bulmuştur. Çalışması, toplumsal olguları ekolojik tabanlarıyla ilişkilendirmenin verimli bir analitik yaklaşım olduğunu doğrulamıştır.
Boran ayrıca İş Bölümü ve Kadının Sosyal Mevkii (1945a) başlığıyla yayımlanan çalışmasında Türk köylerinde kadın ve erkek arasındaki iş bölümünü incelemiştir. Kadınların öncelikle rutin, fiziksel olarak zorlayıcı işleri yaptığını, erkeklerin ise temel ekonomik faaliyetlerde daha az sayıda ancak daha nitelikli, sorumlu ve bazen fiziksel olarak daha yoğun roller üstlendiğini gözlemlemiştir. Erkekler ayrıca pazarlar, ulaşım, kooperatifler ve devlet kurumları ile olan tüm dış etkileşimleri yönetmekteydiler. Bu iş bölümü kadınları ev ve köy yaşamına hapsederek kamusal katılımlarını sınırlıyordu. Boran, kadınların daha düşük sosyal statüsünün, resmi mülkiyet sahipliğinden bağımsız olarak, erkeklerin ekonomik üretim ve gelir üzerindeki kontrolünden kaynaklandığını savunmuştur. Bu yapı, aile ekonomisi içinde erkekleri “patron”, kadınları ise “işçi” konumuna getiriyordu. Boran, erkeklerin algılanan üstünlüğünün, mülkiyet ve üretim üzerindeki kontrollerine (ekonomik örgütlenme ve mülkiyet ilişkilerinin daha geniş sistemine sıkı sıkıya bağlı olarak) dayandığını iddia etmiştir.
Boran’ın kır-kent meselelerine yaklaşımı, onun daha geniş sosyal evrim anlayışını yansıtır. Sosyal Evrim Meselesi adlı eserinde Boran, sosyal evrimin 19. yüzyıldaki ortaya çıkışını biyoloji, jeoloji ve daha geniş toplumsal değişimlerdeki ilerlemelerin etkisiyle izler. 20. yüzyılda öneminin iki faktör nedeniyle azaldığını savunur: dünya savaşlarıyla sarsılan 19. yüzyıl iyimserliğinin çöküşü ve erken sosyolojik düşüncedeki temel bir kusur. Bu kusurun, öznel ahlaki yargıların entegrasyonu olduğunu ve toplumların hakim kültürel idealler tarafından tanımlanan “daha iyi” bir duruma doğru evrildiği varsayımına yol açtığını ileri sürer. Bu tür bir düşünce, katı ve tek çizgili gelişim aşamaları dayatmış, bu da “sosyal değişme” ve “sosyal süreçler” gibi kavramlara geçişi teşvik etmiştir.
- yüzyıl teorilerine yönelik geçerli eleştirileri kabul etmesine rağmen, Boran bunların tamamen reddedilmesine karşı çıkar. Gerçek evrimsel değişimin yönlü, geri döndürülemez olduğunu ve yapısal dönüşümü içerdiğini savunur. Bu yönlülüğün, biyolojik evrimin bir sonucu olan insanın benzersiz alet yapma yeteneğinden kaynaklandığını açıklar. Boran’a göre, geçerli bir sosyal evrim teorisi, gözlemlenebilir maddi süreçlere, özellikle de insanlığın kümülatif teknolojik ilerlemesine dayanmalıdır. Doğadan yararlanma kapasitesinin artmasının, toplumsal yapıları, özellikle de iş bölümünü ve üretim örgütlenmelerini sürekli olarak şekillendirdiğini savunur. Ona göre sosyal evrim, uzun tarihsel süreçlerde gerçekleşir ve her toplum için sabit bir yol anlamına gelmez. Bu nedenle, sosyal evrimi nesnel kriterler üzerinden analiz etmenin bilimsel olarak geçerli kaldığı sonucuna varır.
Boran’ın Köy Davası Şehirleşmek Davasıdır I–II (1940) adlı çalışması, köy ve kentleşme sorunlarını toplumsal kalkınmanın birbiriyle bağlantılı sütunları olarak çerçeveler. Kırsal sorunların çözümünün kentleşmenin de eş zamanlı olarak ele alınmasını gerektirdiğini savunur. Ona göre kırsal ilerleme, teknolojik değişimin yönlendirdiği sosyal evrimin bir yönüdür. Kır ve kent alanlarını toplumsal bir “organizmanın” birbirine bağımlı “organları” olarak görerek, uyumlu bir stratejiye duyulan ihtiyacı vurgular. Hem köy davası hem de şehirleşmek davası sinerjik bir şekilde ele alınmalıdır. Boran, köy yaşamının aile bağlarına dayanan geleneksel idari ve ekonomik yapısını ana hatlarıyla çizer ve bunu ticaret ve sanayi tarafından şekillendirilen kent merkezlerinin karmaşıklığıyla karşılaştırır. Yetersiz sanayileşme, teknolojik eksiklikler ve köylerdeki sınırlı altyapı ve eğitim olanaklarını belirleyerek önemli kır-kent eşitsizliklerini inceler. Çözümü, planlı yerleşimler ve altyapı geliştirme yoluyla köyleri modern hayata entegre eden dönüştürücü bir araç olarak kentleşmeye odaklanır. Nihayetinde, kırsal kalkınmanın kentsel gelişime bağlı olduğunu ve kırsal alanların teknolojik dönüşümü olarak anlaşılan kentleşmenin, Türk toplumunu modernleştirmenin anahtarı olduğunu savunur.
Metodoloji ve Feodalizm
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde (DTCF) Boran ve meslektaşları, Yurt ve Dünya ve Adımlar gibi dergilerde yayınlar yaparak Türkiye’nin çağdaş sorunlarını irdelemişlerdir. Boran, görevden alınmasından sonra da yazmaya devam etmiştir. 1962 tarihli Yön dergisindeki “Metod Açısından Feodalite ve Mülkiyet I–II” başlıklı makalesinde Boran, Marksizmi dar tarihsel genellemelerden kaçınan geniş bir metodolojik çerçeve olarak sunar. Ampirik gözleme dayanan genel kavramların analitik araçlar olarak kullanılmasını teşvik eder. Boran, Marx’ın emek kavramını somut bir “şey” değil, bir üretim ilişkisi olarak yorumlar. Mülkiyet ilişkilerinin, emekçilerin ürünleri üzerindeki sahipliklerini kaybetmeleriyle ortaya çıktığını ve bu sürecin parasal mübadeleyle kolaylaştırıldığını savunur. Emeğin statüsünün üretim sistemlerini (köle, serf veya özgür ücretli emek) tanımladığını öne sürer. Serflerin kölelerden farklı olarak sınırlı toprak hakları vardı, ancak toprak sahipleri yükümlülükler yoluyla değer elde ederek arazi kullanım hiyerarşileri oluşturuyordu.
Feodalizmi analiz eden Boran, ekonomik, siyasi ve askeri gücün birleşmesine dikkat çeker. Osmanlı İmparatorluğu’nun, Batılı benzerlerine göre daha merkezi bir kontrole sahip olmakla birlikte feodal özellikler sergilediğini savunur. Osmanlı bağlamında “özgür köylü” fikrini reddeden Boran, köylülerin toprağa bağlı kaldığını ve yerel otoritelere tabi olduğunu gösterir. Toprak sahipleri resmen devlet memuru olsalar da, fiilen mülk sahibi gibi hareket ederek topraktan artı değer elde etmişlerdir. Bu yazılar, Osmanlı toplumundaki sınıf ilişkilerinin metodolojik bir analizini sunar.
Siyaset Teorisi
Behice Boran’ın Türkiye’de Sosyalizm ve Sorunları (1970) adlı eseri, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) yedi yıllık faaliyetine odaklanarak Türk sosyalist hareketi için teorik bir çerçeve sunar. Temel iddiası, sosyalizmin evrensel ilkelere bağlı kalmasına rağmen, uygulamasının belirli bağlamlara uyarlanması gerektiğidir. Genellikle iç çelişkilere aşırı vurgu yapmaktan kaynaklanan Türk sosyalizminin benzersizliğine dair abartılı iddialara karşı uyarır. Kitap, Türkiye’nin imparatorluktan cumhuriyete geçişini öncelikle sınıf mücadelesiyle şekillenen bir süreç olarak inceler. Boran, Türkiye’nin küresel kapitalizm tarafından sömürülen az gelişmiş bir ülke olduğunu ve yerli egemen sınıfların gerçek kalkınmayı kolaylaştıramadığını öne sürer. Türkiye’de sosyalizmi, sadece sanayi işçileriyle sınırlı olmayan, tüm çalışan sınıfları kapsayan geniş bir ittifak olarak kavramsallaştırır. Boran, TİP’i sosyalizmi kitlesel bir harekete dönüştürebilecek tek parti olarak konumlandırır.
Boran, ulusal bağımsızlık mücadelelerini sosyalizmle ilişkilendirerek, iç ve dış sömürü biçimleri arasındaki etkileşimin altını çizer. Türk Anayasası’nı (1960) sosyalist amaçlarla genel olarak uyumlu yorumlayarak, sosyalist iktidarın demokratik seçimlerle ortaya çıkabileceğini öne sürer. Bu yorum, Anayasa’nın sosyal sınıfları tanımasına, diktatörlüğü yasaklamasına ve Türkiye’yi bir “sosyal devlet” olarak tanımlamasına dayanmaktadır. Karma ekonomiyi geçici ve potansiyel olarak riskli bir aşama olarak görerek, işçi sınıfı iktidarı altında devlet öncülüğünde kalkınmayı ve kamulaştırmayı savunur. Nihayetinde Boran, Türk sosyalizmini Üçüncü Dünya ülkeleri için bağımsız, demokratik bir model olarak tasavvur eder.
Edebiyat ve Sanat Üzerine
Behice Boran’ın Edebiyat Yazıları, edebiyat, sanat ve daha geniş toplumsal meselelerle düşünceli bir şekilde ilgilenen eleştirel denemelerden oluşan bir derlemedir. Kitap, toplumsal eleştiriye dayanan keskin yorumlayıcı analizler sunarak hem Türkçe hem de yabancı edebiyatı inceler. Özellikle İngiltere’de romanın gelişimini, kapitalizmin ve burjuvazinin yükselişi gibi önemli toplumsal değişimlere dayandırır. Boran, bilinç akışı gibi edebi akımları eleştirir; bunları sanatçı ile izleyici arasındaki anlamlı iletişimi engelleyen burjuva bireyciliği ve yabancılaşmasının belirtileri olarak görür.
Derleme aynı zamanda önemli Türk yazarlarını da ele alır. Boran, Halide Edip Adıvar’ı eleştirerek, karakterlerinin zamanlarını temsil etmediğini, aksine kendine özgü koşullarla şekillenmiş istisnai figürler olduğunu savunur. Halide Edip’in dünya görüşündeki çelişkilerin edebiyatına yansıdığını vurgular. Buna karşılık Boran, Nazım Hikmet’i geleneği yenilikle birleştiren, demokratik toplumsal gelişimi yansıtan ve geniş bir tema yelpazesini ileriye dönük bir bakış açısıyla ele alan ilerici bir şair olarak över. Ayrıca Namık Kemal’in siyasi düşüncesini analiz ederek, onu adalete ve aydınlanmış yönetime adanmış bir reformcu olarak tasvir eder. Kitap boyunca Boran, sanatın kaçınılmaz olarak sosyo-tarihsel bağlamını yansıttığını savunarak sanat ve toplum arasındaki ilişkiyi vurgular. İlerici ve gerici kültürel ifadeler arasında net ayrımlar yapar, sanatsal yaratımda sürekli olarak gerçekçiliği ve toplumsal ilerlemeyi savunur.
Boran’ın entelektüel mirası, yalnızca üretken yazılarıyla değil, aynı zamanda hayatı ve düşünceleri hakkında değerli bilgiler sunan çeşitli biyografilerle de yaşamaktadır. Hem öncü bir sosyolog hem de önde gelen bir siyasi figür olarak katkıları, sınıf analizi, toplumsal değişim, kalkınma, kırsal ve ekolojik sosyoloji gibi temel alanlarda Türk sosyolojisindeki eleştirel perspektifleri şekillendirmeye devam etmektedir.
Behice Boran Seçilmiş Kaynakça
- Boran, B. (1939). A Study of Occupational Mobility: an Analysis of Age Distributions of Occupational Groupings in the United States, 1910-1930 [Mesleki Hareketlilik Üzerine Bir Çalışma: Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Meslek Gruplarının Yaş Dağılımlarının Analizi, 1910-1930] [Doktora Tezi]. University of Michigan.
- Boran, B. (1940). Köy Davası Şehirleşmek Davasıdır. Siyasi İlimler Mecmuası, 10 (111), 146–149.
- Boran, B. (1941a). Dünyanın Gidişi. Yurt ve Dünya, 11, 263–272.
- Boran, B. (1941b). İptidailik ve Medenilik Meselesi. Yurt ve Dünya, 2 (9), 146–154.
- Boran, B. (1941c). Mücrim Mahalleler. Yurt ve Dünya, 2 (7), 32–40.
- Boran, B. (1941d). Şehir ve Şehirleşme Davamız. Yurt ve Dünya, 3.
- Boran, B. (1942a). Köyde Sosyal Tabakalanma. Yurt ve Dünya, 17.
- Boran, B. (1942b). Namık Kemal’in Sosyal Fikirleri. Namık Kemal Hakkında içinde (ss. 249–279). Vakit Matbaası.
- Boran, B. (1942c). Sanayide Köylü-İşçi. Yurt ve Dünya, 3 (15–16), 80–84.
- Boran, B. (1942d). Bir Köy Üzerine Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme Tetkiki Doçentlik Tezi. Ankara Üniversitesi.
- Boran, B. (1943a). Hangi Manada Milli İlim. Adımlar, 5, 145–148.
- Boran, B. (1943b). “Sanat Sanat İçindir” “Sanat Cemiyet İçindir” Dolambacı. Adımlar, 2, 328–333.
- Boran, B. (1943c). Sosyal Evrim Meselesi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 1 (2), 59–65.
- Boran, B. (1943d). Sosyoloji Anlayışında İkilik. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 1 (3), 67–74.
- Boran, B. (1945a). İş Bölümü ve Kadınların Sosyal Mevkii. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 3 (3), 301–310.
- Boran, B. (1945b). Toplumsal Yapı Araştırmaları: İki Köy Çeşidinin Mukayeseli Tetkiki. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Felsefe Enstitüsü.
- Boran, B. (1947). Sociology in Retrospect [Geriye Dönük Sosyoloji]. American Journal of Sociology, 52 (4). https://doi.org/10.1086/220017.
- Boran, B. (1962a). Memleket Kalkınması ve Aydınlar. Yeni Ufuklar, 124, 7–14.
- Boran, B. (1962b). Metod Açısından Feodalite ve Mülkiyet II. Osmanlılarda Mülkiyet Meselesi. Yön Haftalık Gazete, 13 (5).
- Boran, B. (1962c). Metod Açısından Feodalite ve Mülkiyet, I-Marksist Metod Nedir?. Yön Haftalık Gazete, 13.
- Boran, B. (1962d). Türkiye’de Burjuvazi Yok mu? Yön Dergisi, 39, 8–9.
- Boran, B. (1963). Kestirme Yol Yoktur. Sosyal Adalet, 11 (3).
- Boran, B. (1964). Yakın Tarihimizde Yönetici-Aydın Kadro ve Kalkınma Sorunumuz. Sosyal Adalet Dergisi, 2 (8).
- Boran, B. (1969a). Bürokrasi Üzerine Tartışmalar. Emek, 4, 4–6.
- Boran, B. (1969b). Bürokratlar Bir Sınıf Mıdır. Emek, 5.
- Boran, B. (1970). Türkiye ve Sosyalizm Sorunları. Tekin Yayınevi.
- Boran, B. (1975). İki Açıdan Türkiye İşçi Partisi Davası. Bilim Yayınları.
- Boran, B. (1992). Edebiyat Yazıları. Sarmal Yayınevi.
- Boran, B. (2010a). Yazılar, Konuşmalar, Söyleşiler, Savunmalar I (Cilt 1). Sosyal Tarih Yayınları.
- Boran, B. (2010b). Yazılar, Konuşmalar, Söyleşiler, Savunmalar II (Cilt 2). Sosyal Tarih Yayınları.
- Boran, B. (2010c). Yazılar, Konuşmalar, Söyleşiler, Savunmalar III (Cilt 3). Sosyal Tarih Yayınları.
- Boran, B. (2013). Behice Boran’ın Mektupları (T. Akekmekçi & T. Yıldırım, Ed.). Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
- Boran, B. (2016). Behice Boran Kitabı Seçme Metinler ve Üzerine Yazılar (E. A. Türkmen, Ed.). Dipnot Yayınları.
İleri Okumalar
- Atılgan, G. (2007). Behice Boran Öğretim Üyesi, Siyasetçi, Kuramcı. Yordam Kitap.
- Bayındır, G. (2009). Akıntıya Karşı…Behice Boran. Yazılama Yayınevi.
- Berktay, F. (2016). Behice Boran: “Karar Verme Selahiyeti”ne Sahip Bir Kadın. Behice Boran Kitabı Seçme Metinler ve Üzerine Yazılar içinde (s. 548). Dipnot Yayınları.
- Tekeli, İ. (2016). Sosyal Bilimci ve Siyasetçi Olarak Behice Boran: Hesabı Akılla Verilen Bir Yaşam. A. Türkmen (Ed.), Behice Boran Kitabı Seçme Metinler ve Üzerine Yazılar içinde (ss. 377–426). Dipnot Yayınları.
- Çınar, S. (2023). Behice Boran (1910-1987): A Committed Communist Woman in Cold War Turkey [Behice Boran (1910-1987): Soğuk Savaş Türkiyesi’nde Kendini Adamış Bir Komünist Kadın]. The Palgrave Handbook of Women Activists around the World içinde (s. 787). Palgrave mcmillan.
- Durakbaşa, A. (1993). Behice Boran ve 1940’larda Toplumcu Düşün. Toplum Bilim Dergisi, 2, 41–46.
- Duyum, A., & Yıldırım, Y. (1999). Behice Boran. 60 Yıllık Gelenek DTCF’de Uygulamalı Sosyoloji içinde (ss. 65–101). Ümit Ofset Matbaacılık ve Yayıncılık.
- Erbaş, H. (2015). Türkiye’de Bedeller Ödemiş Bir Sosyolojik Düşünce Ustası: Sosyolog Behice Boran. Mülkiye Dergisi, 39 (3), 5–57.
- Tekeli, İ. (2011). Sosyal Bilimci ve Siyasetçi Olarak Behice Boran Hesabı Akılla Verilen Bir Yaşam. Sosyoloji Dergisi, 23–24, 1–45.
- Yaraman, A. (2002). Biyografya 2 Behice Boran. Bağlam Yayınları.


