2026-1447 Ramazan Defteri Kapanırken: Eşitsizliklerimizin Bilançosunu Çıkarmak

Ramazan ayı; Sünni Müslümanlar için eşitsizliklerin farkına varılıp giderilmeye çalışıldığı, bunu yaparken de Allah’ın rızasının (rıza-ı ilahi) gözetilerek ibadet edildiği müstesna bir zaman dilimi. Fakat Ramazan’ı anlamlandırma biçimlerimiz yapısal eşitsizliklerin üzerini örtme riski taşıyor. Bir sosyal bilimci olarak bugün; eşitsizliklerimizi bilgimizin kısmiliğini ve konumluluğunu kabul eden bir paradigma içerisinden düşünmeyi tercih ediyorum. Aynı zamanda Sünni Müslüman hafız bir kadın olarak bu etik-politik konumlulukla beraber eşitsizliklerimizi fark edebilmenin belki de bize başka türlü bir Ramazan’ı hayal etmeyi mümkün kılabileceğini göstermek istiyorum.

Eşitsizlikten söz ettiğimizde genellikle sadece mağduru olduğumuz durumlardan bahsediyoruz; faili olduğumuz eşitsizlikler ise ikinci planda kalıyor, ya da görmezden geliyoruz. Ramazan’ın bu yılki döngüsünde 28 Şubat’ı ve 8 Mart’ı geride bırakırken başörtülü kadınların hâlâ fiilen ve söylemsel düzeyde şiddete maruz kaldığı bir iklimdeyiz. Ancak bu mağduriyet, söylemsel düzeyde bazen başka eşitsizlikleri gizleyen bir iktidar alanına dönüşebiliyor. Asperas’ta ortaya atılan “Hijabwashing” (Başörtüsü aklama)[i] kavramı başörtülü kadınların politikacılar tarafından söylem düzeyinde vitrin süsü haline getirilmelerini ele alıyor. Kavram, başörtülü kadınların asla birey olarak kabul edilemeyip yakınlık nişanesi olarak “bacılarımız, kızlarımız” şeklinde seslenilmesinin ikiyüzlülüğünü; yakınlığı, kadınları öznelikten çıkararak kuran faillerin yüzüne vuruyor. Literatürde henüz hak ettiği yeri bulamamış olan Hijabwashing kavramı; başörtülü kadınların sürekli olarak nasıl çerçevelendiğini sorgularken, onların sadece var oluşlarıyla bile hiçbir kalıba sığdırılamayacağını ifade ediyor. Bu söylem sadece başörtülü kadınlar üzerinde gerçekleştirilmiyor. Politikacıların, hatta şirketlerin özellikle reklamlarla, kadınların hayatına dair her alanda söylemler ürettiklerine tanık oluyoruz her 8 Mart’ta. Kadınların isyanlarından, pratikte bu söylemlerin kadınların hayatlarına dokunmadığını görüyoruz. Örneğin “aile yılında” iktidarın kadın bedenine dair ürettiği söylemler, 8 Mart’ta pankartlarda itirazlarla karşılandı. İktidar bir yandan istediği yerden ve istediği anlamda kadınlar hakkında konuşuyorken kadın yoksulluğu hakkında ne bir şey söylüyor ne de bu alanda bir politika üretiyor.

Fakat başörtüsü üzerinde üretilen söylemlere bakacak olursak Hijabwashing kavramını sadece siyasilerin bir söylemi olarak düşünmemeliyiz. Çünkü iktidar sadece birkaç siyasi figürün elinde tuttuğu bir şey değildir. İktidar her yerdedir (Foucault, 2007, s. 72.). Bugün “Hijabwashing”’i içselleştirdiğimiz bir pratik olarak da ele almamız gerektiğini düşünüyorum. Buna örnek olabilecek şekilde bugün 28 Şubat’ta “Bir bitmedi mağduriyetiniz” şeklinde üretilen üstenci söylemler[ii], bir yandan kadınların 28 Şubat deneyimini özneliğinden koparıp kurbanlaştırıcı bir dile hapsederken; diğer yandan da bu mağduriyet ifadesini bir politik meşruiyet aracı olma zeminine taşıyor. Eşitsizliğin dışavurumu olarak görülen bu ifade, mağduriyet deneyiminin haklılığı üzerinden başka eşitsizliklerin faili olabilme söylemine kapı aralıyor. Michael Foucault’nun cinselliğin söylemsel kuruluşu üzerine saptamalarında olduğu gibi, modern iktidar cinsellik hakkında susmaz, aksine çok konuşur. Bir şeyi çok konuştuğumuzda başka bir şeyi gizliyor olabiliriz. Bu noktada iktidar ürettiği ve gizlediği, söylem aracılığıyla kendini yeniden üretir (Foucault, 2007, s. 18). Mağdur söyleminin iktidarlar aracılığı ile yeniden üretilen bir söylem olması, bu mağduriyetten politik iktidar elde etme çabasıdır ve politik meşruiyetin yolu yapılmış olur. Söz konusu iktidar oyunundan çıkışı (ya da dahil oluşu) ben özdüşünümsellikte (reflexivity) görüyorum. Pierre Bourdie ile beraber düşünecek olursak metodolojik bir özdüşünümsellik; ürettiğimiz söylemlerin hangi kapıları kapatıp hangi iktidar alanlarını açtığını bize gösteren bir alan açar.

Sembolik Eşitsizlik Olarak Kadın Hafızlığı

Bir kadın hafız olarak bu Ramazan’dan geçerken durduğum pek çok duraktan biri de kadın hafız olmanın anlamını sorgulamak oldu. Hafız kadın özneler, politik söylemlerde, “hafızlarımız” olarak başlayan konuşmalarda belirli konumlara sabitlenmek isteniyor; “başörtülü bacılarımız” gibi sahiplenme içeren ve bu ölçüde de iktidar konumunun öznelikten çıkardığı söylemler hafızlar söz konusu olduğunda hiç sorgulanmıyor. Toplumsal stereotipler de bu anlayışı besliyor: “Hafızlar edepli davranır, herkese örnek olur” gibi kalıplar, hafızlığı bir noktada toplum üstü bir konuma yerleştiriyor. Hafızlar, İslamcı/muhafazakâr dünya anlayışı içerisinde sembolik hiyerarşinin en üst basamaklarından birini “kemale erme yolculuğunu” temsil ediyor.

Akademik ve toplumsal düzlemde belki de hiç sorunsallaştırılmamış olan hafızlık konumu üzerine düşünmek gerekiyor. Sosyal bilimler içerisinde hafızları nasıl tanımlayacağımız sorusunun hala önemli bir mesele olarak karşımızda durduğunu düşünüyorum. Weberyen bir perspektifle sadece bir “sosyal statü grubu” olarak tanımladığımızda, hafızların toplum algısındaki yerini verili kabul etmekten öteye geçmemiş oluyoruz. Hafızlığın sosyo-politik bir kategori olarak analizi yapılmadığında, yarattığı anlam asimetrisi ve eşitsizlikler görünmez kalıyor. Bu noktada hafızların özne olarak görünmezliği, hafızlar üzerinde sembolik tahakkümü doğuruyor. Hafızlık, Bourdie ile düşünürsek toplumsal ve siyasal alanda sembolik sermaye biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Bu sermaye, özellikle siyasi alanda bir meşrulaştırma stratejisi olarak yer ediniyor. Siyasi figürlerin veya aile fertlerinin hafızlığa yaptıkları vurgu; çocuğun hafız olarak yetiştirilmesi, kurumların yetiştirdikleri hafız sayılarıyla övünmeleri (evet, rakam olarak) var olan siyasal ve sosyal sermayenin toplum nezdinde meşrulaştırılması için güçlü bir sembolik araç olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum hafızlığın, toplumsal ve siyasal alanda gerçekleşen iktidar mücadelesinde; meşruiyeti pekiştiren sembolik bir yatırım aracı olarak kabul gördüğünü gösteriyor bize.

Bourdieu’ya göre sembolik sermaye, doğası gereği bir tahakküm ilişkisi doğurur (2021, s. 120). Hafızlık, sembolik bir sermaye olarak toplumsal uzamda öyle bir “kutsallık” ve “saygınlık” zırhı kuşanır ki; bu konumun yarattığı asimetriler ve dolayısıyla eşitsizlikler sorgulanamaz hale gelir. Hafızlık yapan çocukların aynı zamanda cinsiyeti de kesen bir eşitsizlikle örgün eğitime erişimdeki dezavantajlı konumları… Ya da Türkiye’de diyanetin Kur’an-ı Güzel Okuma yarışmalarının kadınlar için çok daha az düzenlenmesi. Aynı yarışmada bu kategori erkekler için düzenleniyorsa, kadınların direk bu konumdan dışlanmaları. Bu anlayış hala kadın hafızların, kadın sesinin, kamusal alanda görünürlüğünün kabul edilemediğini gösteriyor bize. Bu şekilde sembolik sermaye yüklü olan kadın hafızların, özerkliği azalır ve bireysel ihtiyaçları da görmezden gelinir. Hafızlar bir durumdan şikayetçi olduklarında onlara konumları hatırlatılır. Bir hafızın hafızlığı kendini ilgilendiren bir şey olmanın ötesinde toplumun iktidar oyununda üretilen söylemlerin cilası, meşruiyetin kaynağı haline gelir.

Daha da çarpıcı olanı, ekonomik ve sosyal sermayesi düşük olan bireyler için hafızlığın bir “negatif sermayeye” (elde edilen sermayenin hayatlarını kısıtlaması anlamında) dönüşme riskidir (Bourdieu, 2021, s. 484). Ekonomik sermayesi kısıtlı bireylerin kültürel sermaye olarak hafız olmaları, onları iktidar-lar-ın sembolik sermayesi olarak kullanımına açar. Bu şekilde hafız bireyler toplumsal uzamda sadece bu sembolik sermaye üzerinden var olabilirler. Bu durum, onları toplumun “süperego” beklentilerine (sürekli saygın ve hatasız olma zorunluluğu) mahkûm ederek sembolik tahakküm altına alır (Freud, 2011, s. 84). Hafızlar için sürekli dile getirildiği gibi, hafız olmak hiçbir zaman bitmiş bir şey değildir, ömürlük bir yoldur. Hafız olmak bu noktada sürdürülmesi gereken oyuna, “illusio”ya, oyuna olan inanca dönüşür ve sembolik şiddeti de görünmez kılar (Bourdieu, 2021, s. 243).

Bu yılki Ramazan defterini kapatırken içinde yaşadığımız dünyada, paylaştığımız habitusta, oyuna olan inancımızın, illusionun hangi eşitsizliklerin üzerini örttüğünü özdüşünümsel bir tavırla keşfedebileceğimizi düşünüyorum. Bu bağlamda kültürel, aynı zamanda da sembolik bir sermaye olan hafızlığın nasıl sembolik tahakkümün aracı ve sembolik şiddetin nesnesi kılındığının farkına varabiliriz belki de. Böylelikle kadınların ve hafızların seslerine çok daha fazla kulak vermemiz gerekiyor. Ramazan ayının gerçek anlamda kapsayıcı bir mahiyete bürünmesi; toplumsal eşitsizliklerin üstesinden gelebilmekle mümkün olabilir. Ramazan ayının hayatın içinden ve herkesi kucaklayan bir zaman dilimine dönüştürebilmek bizim elimizde. Bayramların kadınların ve hafızların kahkahalarıyla yankılandığı bir dünya hayal ediyorum. Bugün ramazan hala çok eksik… Özneliklerine alan tanınmış kadınlar ve hafızlarla birlikte, çok daha renkli, neşeli bayram sabahlarına uyanmak dileğiyle…

Kaynaklar:

Bourdieu, P. (2021). Genel sosyoloji: Collège de France dersleri 1982-1983 (Z. Amirosmanoğlu, Çev.). İletişim Yayınları. İllusio 243

Foucault, M. (2007). Cinselliğin Tarihi (H. U. Tanrıöver, Çev.). Ayrıntı Yayınları.

Freud, S. (2011). Uygarlığın Huzursuzluğu (H. Barışcan, Çev.). Metis Yayınları.

[i] https://www.arsperas.com/2025/02/01/basortulu-baci-ile-vitrin-susu-arasinda-hijabwashing-nedir/

[ii] https://www.instagram.com/p/DGnw_IFNEbb/

Fotoğraf: Ebrar Kılınç
Fotoğraftaki kişi: Elif Akyol

  • Zeyneb Berre Tunca

    Önerilen Yazılar

    Ayşenur’un Gözlerinin İçine bakın! Filistinlilerin Gözlerinin İçine bakın! 

      Bugün, dünyanın bir başka eşikten geçtiği anlara tanıklık ediyoruz. Savaşların, soykırımların, sömürgeci ve emperyalist müdahalelerin çok katmanlı şiddet politikalarıyla biçimlendiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu hakikat orada, tüm ağırlığıyla duruyor.  …

    devamını oku
    COĞRAFİ KEŞİFLERDE “UYGAR” VE “BARBAR” KADIN TASAVVURU

    Bedenin Coğrafyası: Çıplaklık ve Korse Arasındaki Uçurum     Günümüzde çeşitli araştırmalarda, görsellerde ve eleştirilerde “uygar” ve “barbar” ayrımı üretilirken karşımıza belirli imgeler çıkıyor. Bunların arasında benim açımdan en dikkat…

    devamını oku