1 Eylül Barış Günü senin için ne ifade ediyor?

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, barışı birlikte düşünmek istiyoruz.

Asosyoloji için barış, yalnızca çatışmaların son bulması değil; eşitlik, özgürlük ve birlikte yaşam iradesinin güçlenmesi demek.

Bugün, barışı beraber düşlemek için bazı kıymetli görüşler aldık.

1 Eylül Barış Günü senin için ne ifade ediyor?

Arayışımızda Kerem Fırtına, Yıldız Tar, Şebnem Korur Fidancı, Eren Keskin, Berfin Atlı ve Sebahat Tuncel ile beraberdik.

Kerem Fırtına

Yokluğu; kazanan seçkin zümreleri, savaş sermayesini, sömürülen, yoksullaşan toplumları ifade ediyor. Yiten canları, ardında kalan acıları ifade ediyor. Gerilim, öfke ifade ediyor yokluğu.

Varlığıysa umutlanma imkanını ifade ediyor. Güvenli ortamı, toplum yararını. Önceliği ifade ediyor barış. Yeni sözler, yeni yollar bulmayı, cesur olmayı ifade ediyor. Özgürce konuşmayı, adil bir çözümün huzurunu, gülümsemeyi ifade ediyor barış. Barış Günü; barışın varlığını ve yokluğunu düşünüp harekete geçmeyi ifade ediyor.

Yıldız Tar

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde bir kez daha hatırlatmak isterim: Barış, sadece silahların sustuğu bir an değil; adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün herkes için güvence altına alındığı bir yaşamı ifade eder. Roboskî’den 10 Ekim Ankara Katliamı’na kadar yaşanan hak ihlalleri ve toplumsal travmalar, adaletin gecikmesinin ne denli derin yaralar açtığını gösteriyor. Toplumsal barışın inşası; kapsayıcı, eşitlikçi ve şeffaf bir süreci gerektirir. Barış, yalnızca devlet ve belli aktörlerin masasında sağlanamaz; kadınların, LGBTİ+’ların, gençlerin ve tüm ezilen toplumsal kesimlerin eşit katılımıyla anlam kazanır. Bu, bir lütuf değil, demokratik bir zorunluluktur. Biz LGBTİ+’lar, tarih boyunca barış mücadelesinin parçası olduk ve olmaya devam edeceğiz. Çünkü barış, herkesin korkusuzca yaşayabildiği, eşit haklara sahip olduğu bir toplumda var olabilir. Bugün, hem yerel hem de küresel ölçekte, toplumsal adalet ve hak mücadelesini barış mücadelesiyle birleştirmek; her türlü nefret, ayrımcılık ve baskıya karşı sesimizi yükseltmek önemli bir sorumluluk. Cynthia Cockburn’den ilhamla söylersem; “Savaş sonrası barış inşasının önemli bir kısmı militarize olmuş erkekliğin tasfiyesidir. LGBTİ+’lar olarak biz de toplumsal cinsiyetlerimizi var etmek için yaptığımız çeşitli, özgün ve yaratıcı modellemelerle buna katkıda bulunabiliriz. Her şeyden öte ataerkil iktidarı reddedip onun meşruiyetini bozarak”…

Eren Keskin

1 Eylül dönemin faşist Alman güçlerinin Polonya’ya saldırdığı ve 2. dünya savaşının başlamasına sebep olduğu gün. BM tarafından ‘Dünya Barış Günü’ ilan etmesinden bu yana böyle anılıyor. Bugün gerek dünya gerekse coğrafyamızda emperyal ve sömürgeci güçlerin dayattığı savaş çatışma ve saldırılar devam ediyor. Coğrafyamızda bugünlerde yeni bir ‘barış ihtimali’ de konuşuluyor. Bu yeni ‘süreç’ temkinli bir iyimserlikle karşılansa da başta devletin atması gereken çok fazla adım olduğunu biliyoruz. Çözümsüzlük politikası şiddetin tüm topluma yayılmasına neden oluyor. Nefret üretiyor. Bu nedenle barışa çok ihtiyacımızın olduğu farkındalığı ile bu 1 Eylülün coğrafya açısından daha barışçıl bir döneme ‘kapı açmasını ‘ diliyorum.

Berfin Atlı

1 Eylül yaklaşıyor, belki de uzun zamandan sonra ilk kez bu kadar anlamlı geliyor bana. Çünkü kalıcı, onurlu bir barış ihtimali var, sadece ufukta beliren bir hayal değil, gerçekten dokunabileceğimiz, emekle örülebilecek, tarihsel öznesi olabileceğimiz bir ihtimal. 1 Eylül’ün barış günü olması, yıllardır süren savaşların, yıkımların, göçlerin, kayıpların gölgesinde benim için hep buruk geçti. Ama bu kez alanda olmaktan biraz daha farklı, barışı sadece talep etmekten biraz daha farklı. İnsanlara barışı anlatırken, bunun için mücadele ederken kolektif bir hafıza, ortak bir tarih ve geleceğe dair kurulmuş bir söz olarak hissediyorum bugünü. Bu tarih bana, geçmişte kaybettiklerimizi de anımsatıyor. Ölenleri, kaybedilenleri, geride kalanları. Savaşın normalleştirdiği yıkımı tersine çevirmek, yaraları sarmak ve daha adil bir yaşamı kurmak için onları daha çok hatırlıyoruz. 1 Eylül, umutla kaygının arasında duran bir eşik, eğer başarılı olabilirsek ve bu mücadeleyi büyütürsek sadece silahlar susmayacak. Kadınların, LGBTİ+ların, halkların eşit ve onurlu bir biçimde var olmasına da zemin hazırlayacak. Bu yüzden 1 Eylül geleceği yeniden yazma irademizin, umudumuzun ve dayanışmamızın adı, alanlarda buluşalım!

Sebahat Tuncel

Yaşadığımız Ortadoğu coğrafyasında barış kavramı yakıcı bir ihtiyaç olarak durmaktadır. Kürdistan ve Filistin halklarının özgürlüğünü esas alan bir barış perspektifi yalnızca bu halklar için değil, tüm Ortadoğu’nun geleceğini belirleyecektir.

Dünya tarihi, halkların dilini, kimliğini, kültürünü ve siyasi iradesini koruma mücadelesi ve iradesiyle örülüdür. Bu mücadele ve direniş Ortadoğu’da insanlık için önemli kazanımlara da yol açmıştır. Kürtlerin ve Filistinlilerin yüzyıllardır süren özgürlük ve barış mücadelesi aynı zamanda bir onur ve varlık mücadelesidir. Ancak her iki halk da stratejik konumları ve uluslararası çıkar dengeleri nedeniyle kendi kaderini tayin hakkından mahrum bırakılmış, sürekli savaş ve çatışmaya mahkûm edilmiştir. Bugün barış bir tercih değil, zorunluluktur.

Barış, özgürlük ve en önemlisi de varlığını koruma ve yaşatma hakkı, evrensel haklardır ve bu hakları korumak tüm insanlığın görevidir. Çatışmalı bir coğrafyada barışın inşası zordur fakat tarafların çözüm iradesi, halkların karşılıklı saygısı, empatisi ve dayanışmasıyla mümkündür. Savaş küresel bir sorun olduğuna göre, barış mücadelesi de yerel, bölgesel ve küresel düzeyde birlikte yürütülmelidir.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nü karşıladığımız bu günlerde evrensel barış mücadelesine ve halkların dayanışmasına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

  • Asosyoloji Dergi

    Önerilen Yazılar

    Acziyet Ürpertisinin Estetik Katlinde Bildung’un [(ÖZ)+(NE)?] Tasarısı

    Abwärts wend ich mich zu der heiligen, unaussprechlichen, geheimnisvollen Nacht. Fernab liegt die Welt – in eine tiefe Gruft versenkt – wüst und einsamist ihre Stelle. In den Saiten der…

    devamını oku
    2026-1447 Ramazan Defteri Kapanırken: Eşitsizliklerimizin Bilançosunu Çıkarmak

    Ramazan ayı; Sünni Müslümanlar için eşitsizliklerin farkına varılıp giderilmeye çalışıldığı, bunu yaparken de Allah’ın rızasının (rıza-ı ilahi) gözetilerek ibadet edildiği müstesna bir zaman dilimi. Fakat Ramazan’ı anlamlandırma biçimlerimiz yapısal eşitsizliklerin…

    devamını oku