Yakın zamanda Meclis’e sunulması beklenen 11. Yargı Paketi’nin sızdırılan taslağında lubunyaları hedef alan önemli düzenlemeler bulunuyor. Sızdırılan taslağın içerisindekiler yalnızca birer madde değil nefretle sarmalanmış yaşamın kendisine karşı bir şiddet olarak karşımızda bulunuyor. Oysa yasa muğlaklıklar üzerinden işlemez, yaşamlar pakete sığmaz.
Geçtiğimiz gün Kadıköy’de ‘’11. Yargı Paketi’ni Meclis’e Getirmeyi Aklınızdan Geçirmeyin’’ demek üzere buluşmak isteyen kadın ve lubunyalar ablukaya alınıp 2 kişi gözaltına alındı. Bizler yaşamın kendisinin- varoluşun- kriminalize edilmesine karşı her zaman bedenlerin tahakküm edilemeyeceğini savunduğumuz gibi onurlu yaşamlarımızı iktidarın tüm bu yasal düzenlemelerle körüklediği nefret politikalarına karşı yine ve her zaman savunmaya devam edeceğiz.
Hukuk ve tıbbın nefretle ortaklaştırılmaya çalışılıp normatif olana hizmet etmeyi hedefleyen bu taslağa karşı kuirin her zaman normu eğip büken, esneten, bilinmedikleştiren ve deşifre eden yaşamdan yana sesini hatırlatıyor ve çoğaltıyoruz. Bugün iktidar bedenleri tahakküm etmeye çalışsa da yaşamın kuir çatlakları vardır; yaşam ikililikleri aşar. Bizler için kuir sadece bir teori değil, yaşamın parçalı, asimetrik mümkünün izini aramak; yaşamı ortak bir zeminde buluşturma gayreti, direncidir. Bugün kırılganlıkta ve yaralanabilirlikte müşterek dayanışmayla kurulan bir toplum tahayyülünü yaşamın çoğulluğuyla kurmak ve paylaşmak bizim için sadece arzu değil bir etik yükümlülüktür. Lubunyanın direnişini ve mücadelesini beraber büyüteceğimizi biliyoruz. Dün Kadıköy’ün fiili ablukaya alınıp kadınların ve lubunyaların sesi engellenmeye çalışılsa da Beşiktaş’ta buluşan kadınlar ve lubunyalar yine mücadelesini haykırdı. Tüm
baskılara rağmen korkuyla, umutla ve isyanla yankılanan sesleri boğazın dalgalı sularını aşarak tüm şehre yayıldı. Lubunyaların ve kadınların sesleri birkez daha boğazın ortasında bir çatlak oluşturan deniz gibi tüm baskıları ve engelleri delip geçti. Bu coğrafyanın şehirlerinde “11. Yargı Paketi” ne karşı isyanın ve inkarın sesi sokaklarda yankılandı. Bu coğrafyada susturulmak istenen her ses, birbirine eklemlenerek kolektif bir nefese dönüştü. Her defasında, yasalar yaşamı daha da baskı altına almaya çalıştıkça, bir bedenin, yaşamın kıpırdanışı ötekine değiyor ve her şeye rağmen inatla yaşamı örmeye devam ediyoruz. Kuir hareketin şaşırtıcı, rahatsız edici ve norma sızan yanını görüyoruz ve yine kuirin davetkar motivasyonuyla herkesi özgürlüğümüz için mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Umudun ve yaşamın sesi susturulamaz, kuir varoluş engellenemez!


