Ayasofya’nın Kedisi Gli

Bu yazıyı yazarken ve diğer tüm zamanlarda kucağımdan hiçbir zaman ayrılmayan Mori’ye, Gözlerinde umudu gördüğüm Gli’ye,

Ve ismi anılmamış diğer tüm sokak kedilerine.

 1500 yıldır ayakta duran bir mabetten bir ses yükseliyor, tarihi taşların üzerinde dolaşan minik pati sesleri tüm şehri kaplıyor.

Neredeyse bin yıldır bir kilise, sonrasında 500 yıl bir cami ve 84 yıldır bir müze olarak varlığını sürdüren Ayasofya, son 16 yıldır bir kediciğe ev sahipliği yapmaktadır. 2004 yılında görevli kulübesinin çatısı altında doğmuş olan Gli, doğduğu günden beri Ayasofya’da yaşamaktadır. 16 yıldır Ayasofya’da yaşayan Gli, her yıl birçok turist tarafından ilgi ile karşılanmaktadır. Ben Gli’nin biricik yaşamı ve hikayesi ile birkaç hafta önce karşılaştım ve o zamandan beri hikayesi ve sevimli şaşı gözleri aklımdan çıkmıyor. Çünkü Gli’nin hikayesi, bir kedinin yaşamından çok daha ötesini yansıtıyor. Çünkü o bizlerin, sadece insan hayvanından ibaret olarak düşündüğümüz dünyamıza bir pencere açar.  Minik patileriyle etrafta dolaşan, taşların üzerinde uyuyan Gli, bizlere insan merkezci ağın dışında yeni bir düşünme pratiğini gösterir. Gli’nin varlığı hayvanların bizim kültür anlatılarımızdaki yerini ve bu süreçte ne gibi anlam kayıplarına uğradıklarını düşünmemizi sağlar. 1500 yıldır ayakta duran ve tarih boyunca önemli bir konumda bulunan Ayasofya’da yaşayan Gli, doğanın şehir yaşamına entegre olduğunu gösterir ve doğa-kültür, insan-hayvan gibi ikiliklerin aşılması için önemli bir alan açar. İnsan yapımı bu ünlü mabette, insanlar aynı zamanda Gli ile tanışmak için gelmeye başlarlar. Böylece tarihler boyu insanlar için önemli bir kültürel ve dini yer olan Ayasofya artık şaşı bir kedinin evidir. İnsan merkezci ağın içinde kurulan doğa-kültür ikiliği sarsılmaya başlar. Hayvanları, “doğanın bir parçası” olarak, insanları ise “kültür üreten varlıklar” olarak konumlandıran bu ikilik Gli ile bir kez daha sarsılır. Gli’nin hikayesi, bu sınırların aslında ne kadar geçirgen ve yapay olduğunu gösterir. Gli’nin bize açtığı pencereden mevcut düzen üzerine yeniden düşünmeye başlarız. Gli ve onun etrafa yaydığı sevgi ile başka bir dünyanın mümkününe olan umudum artıyor.

Gli, dünyamızda çatlak yaratarak bizleri hayvanların biricik yaşamına davet eder. İnsanlarla çevrelediğimiz toplum düzeninde, hayvanlar her zaman ikincil konuma itilmişlerdir. İnsanlar özne, fail, kişi olurken hayvanlar onların ihtiyaçları doğrultusunda kullandıkları birer nesne olmuş ve tek tipleşmişlerdir. İnsanmerkezcilik, türcülük ve ikilikler ağında kurulan bu toplum düzenini Gli, yeşil ve şaşı gözleriyle altüst eder. Birçok kişi tarafından sevilen, ilgiyle takip edilen Gli’nin hayatı, hayvan yaşamının hiçbir zaman insan için orada olmadığını ve yaşamın bizi aştığını bir kez daha hatırlatır. Gli ile yaşanan karşılaşma insanları, hayvanlarla kurduğu ilişki üzerinde düşünmeye davet eder. Gli, hayvanların görülmeyen biricik yaşamının görünür kılınması için önemli bir alan açar. İnsanlar, Gli’nin biricik yaşamına tanık olmasıyla birlikte onu bir fail, özne olarak görmeye başlarlar. Gli ile tanışmak için dünyanın farklı yerlerinden birçok insan gelir. Yaşanan her karşılaşmada, çekilen her fotoğrafta düalist olmayan bir dünya ve toplum görüşü daha fazla yeşerir. Gli ve onun yaşamı üzerine gerçekleştirdiğimiz düşünüş ile birlikte gölgelenmiş, susturulmuş kediler üzerine de düşünmeye başlarız. Gli ile birlikte evde, okulda, kafede, sokakta birlikte yaşadığımız kedilere ve diğer hayvanlara dair düşünme yolu açılır. Yeni bir toplum anlayışının yolu açılır. Gli’nin yaptığı gibi defalarca yolumuzun ve hayatımızın kesiştiği isimsiz kedilerle ve diğer hayvanlarla hayatımıza bir parçanın eklendiğini fark ederiz.

Kalbimdeki umudu yeşerten ve birçok insanın kalbinde yer edinen sevgili Gli 2020 yılında aramızdan ayrılmıştır. Ama İstanbul’un hafızasında yer edinirken, pati izleri Ayasofya’nın eski taşlarından hiçbir zaman silinmeyecektir. Gli’nin kaybıyla birlikte birçok kişi onun yasını tutmaktadır. Gli’nin arkasından tutulan yas, insan merkezci bakışı kırar. Günümüz nelerin kayıp olduğuna karar verilen ve yasın sınırları çizilen toplum düzeninde hayvanlar için hiçbir zaman yas imkânı tanınmaz. Gli’nin arkasından tutulan yas; ismi hiçbir zaman anılmamış, kayıp sayılmamış, bastırılmış ve izin verilmemiş kayıplara alan açar. Gli’nin hikayesini hatırlamak, hayvanların biricik yaşamlarının, sessizce yaşanan yaslarının ve tutulmayan anıların izlerini bizlere sunarken, başka bir dünyanın mümkününe kapı aralar.

1500 yıldır ayakta duran bir mabetten bir ses yükseliyor, tarihi taşların üzerinde dolaşan minik pati sesleri ve şehrin sokaklarında, damlarında, evlerinde dolaşan patilerin sesleri tüm şehri kaplıyor.

                                       

 

                     

  • Selin Sungar

    Önerilen Yazılar

    COĞRAFİ KEŞİFLERDE “UYGAR” VE “BARBAR” KADIN TASAVVURU

    Bedenin Coğrafyası: Çıplaklık ve Korse Arasındaki Uçurum     Günümüzde çeşitli araştırmalarda, görsellerde ve eleştirilerde “uygar” ve “barbar” ayrımı üretilirken karşımıza belirli imgeler çıkıyor. Bunların arasında benim açımdan en dikkat…

    devamını oku
    Vaftiz Esaret

    Yaşanmamış bir bütün Sözün yarım kalışıyla Kararır haykırışlar Yenilenen ömürlerle inat gibi Günah gibi Sırf namusuna değer diye Düzeltilmiş bir kurallar bütünü Doğumun masumiyeti Büyümenin vaftiziyle son bulur Bir nizam…

    devamını oku