Türkiye’de Sansür Uygulamaları Beraberinde Etki Ajanlığı

Sansür uygulaması, çeşitli kipliklerde kendisini gösterdiyse de sınıflı toplumlar tarihi boyunca, iktidar ilişkilerine dönük “tehdit” içerecek unsurların baskılanması ve yıldırılması aracı olarak süreklilik arz etmektedir. Örneğin Hristiyanlık’ta Katolik Kilisesi’nin Yasak Kitaplar Listesi ilan etmesi ile Hollanda hükümetinin geçtiğimiz ay Gazze’de süren katliamın sorumlulularını ifade eden eylemlere saldırarak, demokrasi ve ifade özgürlüğüne saygı iddiasıyla övülen Amsterdam’ı savaş alanına çevirmesi arasında bir paralellikten söz edebiliriz. Sansür uygulamasının yeri, koşulları ve zamanı değişse de sürekliliği, iktidar ilişkileriyle birlikte devam etmektedir.

İnsanlık tarihinde sansürün, iktidar ilişkilerinin oluşmasıyla birlikte ortaya çıktığını varsayabiliriz. Sınıflı toplumlar tarihinin en eski dönemlerinden beri iktidar sahipleri, mevcut iktidar ilişkilerini güvence altına alabilmek için birçok baskıcı aygıtı seferber etmiştir. Bu bağlamda sansürün, baskı aygıtları içerisinde özel bir yer tuttuğunu söylemek mümkündür. Özellikle yazarlar, şairler, sinemacılar, gazeteciler ve siyasi tutsaklar sansür uygulamalarının ilk ve doğrudan hedefi olmuştur.

Türkiye’de sansür uygulamaları hakkında vereceğimiz onlarca örnekten en günceli etki ajanlığı yasasının gündeme gelişidir. Kamuoyunda “etki ajanlığı” yasası olarak tanınan yasa teklifinin kabul edilmesi durumunda, ceza kanunu değiştirilecek. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(TCK) “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” başlığının yedinci bölümüne “Devletin güvenliği ve siyasal yararları aleyhine suç işleme” başlığı altında, son derece muğlak bir fiilin suç kapsamına alınması teklif edilmektedir. Devletin güvenliğinin ve siyasal yararlarının muğlak oluşu, yasayı kötüye kullanıma açık bir düzenleme oluşturmakta ve iktidarın “toplum yararını” göz etmek yerine ,kendi çıkarlarının aleyhinde söz ve faaliyet üreten başta basın ve muhalif sanatçılar olmak üzere tüm toplum üzerinde baskı kurmayı hedeflediğini söylemek mümkün. Bu durum, apaçık bir sansür uygulaması olarak değerlendirilmelidir. Yasa teklifine daha detaylı bakıldığında, “stratejik çıkar”, “organizasyon” ve “organizasyonun talimatı” gibi herhangi bir tanımı olmayan kavramların suç kapsamına alınması, yargının siyasi cezalandırmalara araç haline getirilmesini uygun hâle getiriyor.

Türkiye’de ifade özgürlüğüne dönük saldırı olarak da yorumlamanın yersiz olmayacağı yeni yasa önerisi; basını, muhalif sanatçıları ve toplum muhalefetini baskılamak amacına hizmet ediyor. Bunun yanı sıra Ceza hukukun öngörülebilirlik ilkesine de aykırı olmasıyla birlikte uluslararası hukuk standartlarına ve Türkiye’nin Anayasası’na da aykırıdır. Anlaşılabileceği üzere, bu yasanın geçmesinin mevcut hukuki düzenleme içinde bile uygun bir yanından bahsedemiyoruz.

2022 yılında meclisten geçen dezenformasyon yasası da benzer bir amaca hizmet ediyor. Kamuoyunda “sansür yasası” olarak tanınan dezenformasyon yasasının 29. Maddesi, çok tartışılmıştı. Yasanın en çok tartışılan 29. madde şu şekilde: “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılacaktır.” Etki ajanlığı yasasında da benzer muğlaklığı gözlemlemiştik. İktidar ilişkilerini kuvvetlendirmek için belli dönemler kimi toplumsal kesimleri ötekileştirmekten çekinmeyen muktedirler, Meclis’ten kahkahalar atarak geçirdikleri yasada “kamu barışı” ve “düzen” gibi kavramlardan söz etmektedir. Bu tezatlık ve muğlaklık yasanın iktidarın yargı sopasına dönüştüğünün göstergesi.

Diğer taraftan modern anlamda sansür, sadece susturma ya da baskıyla yıldırma değil, aynı zamanda söyleme zorunluluğu olarak da kendisini göstermektedir. Zira bugün, iktidarın işaret ettiği yönde konuşmayan, onun çizdiği sınırlar içerisinde yorumlamayan kişilerin, kamusal linç ve elbette ki yargısal müdahale yoluyla bastırıldığını görüyoruz. Stand-up sanatçılarına dahi genişlemiş bu söyleme zorunluluğu, sansürün diğer bir yüzüdür. Sansür, bir yandan belirli yönde konuşmayı baskılarken, ki bu yön her zaman muğlaktır, diğer yandan iktidarın çıkarlarına uygun bir yönde konuşmayı kışkırtmaktadır. Bu durum, giderek belirgin bir biçimde kendini gösteren militarist-cinsiyetçi-sınıf uzlaşmacı söylemlerde görülebilir.

Sonuç olarak sansür, iktidar-devlet tarafından belirlenmiş bir alan hilafına konuşan söylemin kışkırtılmasına hizmet edecek şekilde, başkaca söylem kipliklerinin bastırılması, yasaklanması ve kovuşturulmasına dayanır. Bunun en işlevli yollarından biri, iktidarın sınırlarını muğlak bıraktığı bir “milli güvenlik” “ulusal çıkar” ve “kamusal yarar” söylemleridir. Demek ki sansür, bir yandan bir grup söylemin baskılanması ama diğer yandan ise bir grup söylemin kışkırtılmasıdır.

Bu bağlamda, etki ajanlığı yasası, ismindeki komploculuk bir yana bırakılırsa, son sürüm bir sansür uygulamasıdır. Bu yasa, devletin hem ideolojik aygıtlarla kışkırttığı söylemin yayılması için hem de baskıcı aygıtların çalışmasını sürekli kılmak için bilinçli bırakılmış yasa muğlaklarıyla dolu bir baskı kodudur. Sürprizi bozmak istersek şöyle söyleyebiliriz; yasa, örgütlü fiziki şiddet tekelinin uygulanma kodlarıdır. Ve dolayısıyla bunun sınırlarının devamlı muğlak bırakılması, onu her zaman aşmaya hazır olan bir sınıf iktidarının imzasıdır zaten.

Kaynakça

* Bianet, “Etki ajanlığı” TBMM Genel Kurulunda görüşülmeye başlıyor”. Erişim tarihi 11 Aralık 2024.https://bianet.org/haber/etki-ajanligi-tbmm-genel-kurulunda-gorusulmeye-basliyor-301685

* BBC, “Amsterdam’da yasağa rağmen yapılan protestoda onlarca Filistin yanlısı gözaltına alındı”. Erişim 11 Aralık 2024.https://www.bbc.com/turkce/articles/c36p4ejpx3do

* Medyascope, “Dezenformasyon yasasının 29. maddesi AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi”. Erişim 14 Aralık 2024.https://medyascope.tv/2022/10/13/dezenformasyon-yasasinin-29-maddesi-akp-ve-mhp-oylariyla-kabul-edildi/

* Türk Ceza Kanunu, Kanun No. 5237 (2004) (Türkiye). https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2004/10/20041012.htm

• Basın Kanunu i̇le Bazı Kanunlarda Deği̇şi̇kli̇k Yapılmasına Dai̇r Kanun, Kanun No. 7418 (2022) (Türkiye). https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/10/20221018-1.htm

  • Murat Can Kaya

    Önerilen Yazılar

    COĞRAFİ KEŞİFLERDE “UYGAR” VE “BARBAR” KADIN TASAVVURU

    Bedenin Coğrafyası: Çıplaklık ve Korse Arasındaki Uçurum     Günümüzde çeşitli araştırmalarda, görsellerde ve eleştirilerde “uygar” ve “barbar” ayrımı üretilirken karşımıza belirli imgeler çıkıyor. Bunların arasında benim açımdan en dikkat…

    devamını oku
    Vaftiz Esaret

    Yaşanmamış bir bütün Sözün yarım kalışıyla Kararır haykırışlar Yenilenen ömürlerle inat gibi Günah gibi Sırf namusuna değer diye Düzeltilmiş bir kurallar bütünü Doğumun masumiyeti Büyümenin vaftiziyle son bulur Bir nizam…

    devamını oku