İyinin ve Kötünün Ötesinde (Al di là del bene e del male)
Liliana Cavani’nin Alman Üçlemesi’nin ikinci filmi olan İyinin ve Kötünün Ötesinde, 1880’lerde dönemin ahlâkçılığından ve doğmakta olan faşizm dalgasından özgürleşme arzusu ile birbirlerine tutunan Alman filozof Friedrich Nietzsche, bir diğer düşünür olan Yahudi yakın arkadaşı Paul Rée ve psikanalist-yazar Lou Andreas-Salomé arasındaki yoğun üçlü dinamiğe odaklanır. Adını Nietzsche’nin kitabından alan film, referans verdiği iyi ve kötü ikililiğini ağırlıkla cinsellik, cinsiyet rolleri ve ilişkilenme kalıpları üzerinden sorgularken karakterlerin bu ikililik arasında sıkışmışlığını aktarır.
Cavani, Lou Salomé ile “sadece yaşamak isteyen”, kalıpların dışında bir hayat kurma arzusunun her daim arkasında duran bir kadın karakter yaratarak döneminin ötesinde bir duruş sergiler. Film boyunca bir kadın tarafından izlendiğini hissettiğini söyleyerek yönetmenin sinemasına dair “bakış” üzerinden önemli bir ipucu veren Félix Guattari bu filmi “arzu ve güç arasındaki ilişki hakkında ahlâki bir alegori” olarak tanımlamıştır.
